Petrol bir lanet mi?

Yayınlandı: 02 Mayıs 2010 / ARDA İŞ: Yazılarım

Petrol , dünya gündeminin son bir asırdır belkide etkinliğini en az yitiren konusu. Onu en önemli yapan özelliği ise ne sadece bir enerji kaynağı olması ne de sahibi olan devlete verdiği zenginlik; onu tüm bu bilinen değerlerinin dışında eşsiz kılan dünyada ki tüm kaynaklar gibi ”kıt ” olması. Ekonominin başlangıç dersinde öğretilen ilk cümle   ekonominin kıt kaynakların yönetimi olduğudur. Petrolünde dünya üzerindeki dağılımına bakarsak pek de adaletli bir dağılımı olmadığını görürüz.Bilinen petrol rezervlerinin %81’i sadece 10 ülkede bulunuyor (BP Statistical Review of World Energy.) Bunların önemli bir bölümü ise Basra Körfezi civarında konumlanmış: İran,Irak, Kuveyt,Katar, Suudi Arabistan, ve Birleşik Arap Emirlikleri. Bunun dışında  Kanada %13 civarında rezerviyle 2.durumda, yine ABD ve Rusya da petrol bulunan ülkeler arasında. Yine dünya enerjisi %39 la en çok petrole bağımlı bir şekilde yaşıyor.
Tabi doğal olarak üzerinde de en çok yazılan ve çizilen bir değer olması da normal. İşin ilginç yanlardan biri de petrol üretiminin batıdan doğu blokuna kayması yani Amerika, Kanada ve Rusya’dan daha dengesiz ve savaşa yatkın olan Orta Doğu ülkelerinin petrol ihracının hızla artması ve bunun sonucunda çok yüksek gelirler elde etmeleri.Ancak ortada bir sorun var: Yukarıda saydığım hiç bir orta doğu ülkesinde (neredeyse) demokrasi yok, İran ve Irak’ı saymazsak(onlarınki ne kadar demokratik sayılır?), petrol zengini ülkeler hanedanlık ya da monarşiyle yönetiliyorlar.
Petrolün getirdiği yıkım ise mutluluktan çok daha fazla. Yazının içeriği gereği  petrolün kimin elinde olduğu ve bulunan bölgelerde ki çatışmayı da politik bir açıdan  içermek zorunda. 1991 ‘deki Körfez savaşı ve yine 2004 Irak işgali herhalde bilinen en net politik ”kara altın” savaşları. Peki ya pek fazla incelenmeyenler? Mesela Hazar Denizindeki rezervler(İran-Azerbaycan) ya da Bakassi Peninsula Güney Afrika’da ki bölge (Nijerya-Kamerun) eminim buralarda ki çatışmalar pek duyulmamıştır çünkü zaten medya da hiç yer bulmuyor. Yine politik açıdan ilginç bir araştırma ”Petrol demokrasiye darbe vurur mu?”(Does Petrol Hinder Democracy?) adlı makalesinde Michael L. Ross işte bu konuyu incelemiş ve üstünde durulması gereken 3 tane teori ortaya atmış: Bunlardan ilki rantçı devlet teorisi; burada Ross petrol zengini ülkelerin vergilerini düşük tutarak kendi hesap verilebilirliğinin baskısını hafifleterek –bir nevi milleti uyutarak– rant  sağladıklarını söylüyor. Bir diğeri ise baskıcı etki yani yine bu ülkelerin sahip oldukları zenginlik kaynaklarını koruma içgüdüsüyle davranarak milli savunmaya harcadıkları inanılmaz paylardan bahsediyor bazı ülkelerde GSMH’ya oranı %40 ı bile bulduğunu söylüyor ve son olarak da modernleşme teorisi dediği ama aslında tam tersi etkisi olan bir teori ; buna göre de aslında petrol ihraç ederek zenginleşen ülkeler kalkınma konusunda ise gelişemiyorlar. Yani okuma yazma oranları, sağlık ve eğitime ulaşabilmeleri düşük seviyelerde.Tabi bunları incelerken ekonometrik modeller de kullanıyor ancak burada onlara değinmeyeceğim.
Durum petrol zengini birçok ülke için böyleyken aslında insanın aklına şu da gelmiyor değil: Belki de gelişmiş ülkeler bu ülkelerin kaynaklarını kullanabilmek için onları bu durumda bırakmayı tercih ediyorlar.
Sorunun cevabı aslında Orta Doğu’da yaşananlarda saklı. Bölgede ki terörist ve etnik çatışmalar had safhada, insanlar bırakın gelişmeyi , doydukları güne şükredecek durumdalar. Irak savaşından önce Bush’un yaptığı konuşmalara dikkat edin: Biz bölgeye barış ve demokrasi getireceğiz. Evet adı demokrasi olan bir rejim geldi ancak asıl amaç bu muydu? Tabi bir de konunun Türkiye boyutu da var biliyorsunuz Türkiye Bor rezervlerinin %90 nına yakınını elinde bulunduruyor ancak kullanım açısından ”yasaklı”. Yine Türkiye’de petrol olduğuna dair bir çok söylenti var ancak henüz teyit edilmiş bir rezervimiz yok. Yine de böyle petrol zengini bir çevrede neredeyse tüm komşularında petrol olan bir ülkede nasıl petrol yok benimde kafamı kurcalıyor.Meclisten dönen yasalar  olduğu da biliniyor bu konuyla ilgili yani petrol kaynaklarımız varmış ve bunları başkalarının kullanımına açacağımıza dair bir yasa tasarısı 2 kez Cumhurbaşkanlığından dönmüş. Eğer rezervler bitme noktasına gelirse-ki çok uzak bir ihtimal değil- yakın bir gelecekte bu gerçeği de öğreneceğimizi sanıyorum.

Yorumlar kapalı.