Yolsuzluk ve Tekelcilik

Yayınlandı: 12 Mayıs 2010 / ARDA İŞ: Yazılarım

Yolsuzluk; aslında Türkiye’nin  hiç de yabancı olmadığı bir kelime. Batan bankalar, dönen rüşvetler , hortumlanan kasalar, ya da daha eskilere gidersek bankerler ve aferistler (bknz. affairiste) bu ülkenin çok duyduğu kelimeler.
Ama kimdir bunlar? Ne iş yaparlar? Ve en önemlisi neden yaparlar?
Bu sorulara verilecek yanıtlar göreceli olarak değişse de aslında bu kan emiciler ortak bir nokta da hep kesişirler: Statükoculuk.Bu yazının amacı bunların kim olduklarını deşifre etmek ya da yaptıklarını ortaya çıkarmak olamaz çünkü benim ne buna bilgim yeter ne de konumum. Ancak bu kişilerin profilleri ülkenizde, şehrinizde , semtinizde ya da mahallenizde değişmez karakteristik özellikler sergilerler. Bazen onları tanıyamazsınız ki bu sizin aptal olduğunuzdan değil onların kendilerini size takdiminden kaynaklanır. Bu kişiler genellikle toplum tarafından dokunulmaz bir cam fanus içerisinde yaşarlar , zengindirler ancak size bunun kaynağını asla belli etmezler çünkü ortada bir kaynak yoktur. Ya da klasik paramı menkul kıymetlerde değerlendirdim, yaptığım iş dışında birikimim vardı gibi cümlelerle açıklarlar. Ancak dediğim gibi bu kişilerin statüleri ”dokunulmaz” dır. Onlar doktor , iş adamı, ya da hoca olabilirler. Bunlar saygın mesleklerdir ve  çok güzel kamuflajlardır.Şimdi soru şu olabilir neden bu ülkesine hizmet isteyen bir doktor, hoca ,işadamı ya politikacı bunu yapsın? Hemen hepimizin aklına ilk sırada para gelir. Evet para çok büyük güçtür ve kazanılması da bir o kadar zordur ancak kolay ve üçkağıtla kazanıldığı zaman değeri hiç bilinmez ve elinde olan kişi artık çok tehlikelidir. Ancak para işin aslında sadece görünen yüzüdür; popüler terimle buzdağının üstkısmıdır. Çünkü yolsuzluk ve tekelcilik aslında parayla maskelenmiş bir güç gösterisidir.Bir yer kapma mücadelesi ve fani dünyaya kazık çakmanın diğer bir adıdır.
İşte bu dünyaya kazığını çakmak isteyenler, önce bir 3.dünya ülkesi bulur ya da orda zaten doğmuştur. Ailelerinden gelen bir zenginlikleri ve statüleri zaten vardır ancak bunları iyi amaçlar için kullanmak yerine kendilerine sunulan küçük dünyalarında yaşamayı daha uygun görürler. Bu kişiler her gün televizyonda izlediğiniz kişilerde olabilir ya da ayda bir arabasını yenileyen kapı komşunuzda. Bunlar tehlikelidir çünkü sizin ödediğiniz vergileri kaçırmakla kalmaz , yada para yatırdığınız bankalardaki parayı kendi paraları gibi harcamakla yetinmezler. Onlar egolarının en üst doruklarında aslında iktidar isterler. Politik bir iktidar sanmayın sakın bu apartmanınızda da olabilir , mahallenizde de. Çoğu çevresinden saygı görür ya da gördüklerini zannederler. Ancak bu adamlara duyulan saygı köylünün kral geçerken suratına gülüp diğer taraftan sessizce yellenmesinden başka bir şey değildir. Ayrıca tekelcilerdir babadan oğula mantığı had safhada gelişmiştir. Kendi gençliklerinde yaşayamadıklarını onlara yaşatmak isterler ya da yaşadıklarını yaşamasını isterler işte bu yüzden biz hep ”Benim babam kim sen biliyor musun” lafını çok sıkça işitiriz. Son model arabaları altına çekilmiş bu zavallı çocuklar, bindikleri arabaları hak etmedikleri gibi aslında onu onlara vereninde bunu hak etmediğini bilmezler ve aslında gençlikleri verilmemiş tam tersine çalınmıştır.  Bilgisiz ve dünyadan bir haber yetişirler.
Bunun yolsuzlukla ne alakası var diyorsunuzdur belki ama ;  insani değerlerin kaybolduğu , herkesin birbirini arkasından vurmak istediği , rant kavgalarının politik arenadan sokağa döküldüğü , maaşlarının 100 katı mal varlıklarıyla  yaşayan bu kişiler sadece emeği sömürmezler, yalanı gerçek , ahlaksızlığı  rekabet olarak görürler.Gücü tanrısallaştırıp  parayı kıble olarak alırlar. İşte bu kişiler doğuda ölen şehitlerimizden üzerinden de para kazanabilirler ya da mahallenizdeki yönetimden de.Özel güvenliklerle donatılmış sitelerinde , ve son moda döşenmiş villalarında kadehlerini vururlarken , o anda bu ülke için kimlerin ve nelerin feda edildiğini hiç umursamazlar.
Bu yazıda anlatılan kişiler bir senaryo ya da filmden kopup gelmiş değillerdir. Bizzat yaşayan kanlı ve canlı varlıklardır. Amaçları kurum ve topluluk gözetmeksizin rant ve ”huzurlarını” sağlamaktır. Siz uyurken — ayakta ve ya yatakta– onlar sinsi planlarını yaparlar ve harekete geçmek için asla vakit kaybetmezler. Bizlerin maaş ve ekmek kuyruğunda kaybettiği zamanın tam tersine. Gerçek demokrasi rant kavgalarının yaşanmadığı, devletin vatandaşına her türlü sosyal ve askeri güvenliği sağladığı yerlerde görülür. Belki de bizim bu sınırlar içerisinde asla göremeyeceğimiz bu demokrasi , eğer şu anki haliyle size yutturulmaya çalışılıyorsa şunu bilin ki biz oradan çok uzaktayız.

Yorumlar kapalı.