Korkmak ya da Korkmamak

Yayınlandı: 19 Mayıs 2010 / ARDA İŞ: Yazılarım

Korku insanoğlunun en azılı düşmanı , ama bir o kadar da en iyi dostudur. Korku bir adamı kral da yapar, kepaze de. Korkularımız çeşitlidir, belki en önemlisi, en son düşüncemizdir: Ölmek. İnsan ancak kendisine tehdit oluşturacak şeylerden sakınır korkar. Bu Allah korkusu da olabilir ya da bir sokakta bir köpeğin havlaması da. Ancak bir gerçek vardır ki o da ne kadar korksak ta olan ve olacak olan şeylere engel olamayacağımızdır. O yüzden aslında korkmak pek bir işe yaramaz , korkmak ruhu ve bedeni kemirir ve bitirir, biyolojik olarak ta sürekli bir adrenalin salgılanmasına yol açar. Ancak bazı korkular iyidir, sizi  yapmamanız gerekenlerden alıkoyar, ve sizi iyi bir yola sokabilir. Burada yine de ince bir çizgi vardır, korkmamız gerekenlerle korkmamamız gerekenleri nasıl ayıracağız? Ahlaken ve insani olarak hangi korkular bizi iyi yaparken diğerleri bizi vahşi ve bastırılmış tutar? Bunun net bir cevabı olmamakla birlikte, daha iyisini yapamamaktan korkan biriyle ,  kendine toplum içinde bir yer edinememekten korkan ve düşüncelerini özgür iradesiyle açıklamaktan çekinen bir kişi arasında ki fark barizdir. İşte bu yüzden, yaptığımız her seçime dikkat ederken, nelerden korktuğumuza da dikkat etmemiz gereklidir. Toplumun seçici ve demokratik bireyleri işte bu hususları dikkate alarak  cesurca karar verebilen kişilikler olmalıdır. Herkes demokrasinin ve özgürlüğün izin verilmediğini söylediği bir ortamda izin vermeyenlere karşı verdiğimiz tepkinin ne olduğu da önemlidir. Elinizde ki değerli bir eşyanızı , mesela dizüstü bilgisayarınızı ya da cep telefonunuzu birinin elinizden alıp sonra da bunu bana sen verdin , artık benim demesiyle, kişilik haklarınız ve özgürlüklerinizin elinizden alınması ve onlara sizin yerinize sahip çıkılması  aslında aynı şeydir. Önemli olan burada verilen tepkidir. Seçmiş olanlarla seçilmiş olanlar arasındaki güç farkı ne kadar ters orantılı yani seçilmiş olanların lehine işliyorsa ,  işte artık sizde onların istediği kadar ve izin verdiği kadar özgürsünüz demektir. İşte bu noktada bazılarımız kendini sokaklara döküp, kıvranırken bazılarımız olanları sessizce izler ve kendi tabirleriyle kaderlerine teslim olur. Evet hayat sonuç olarak biraz da bilinmeyendir, bazı şeyler önlenemez ve durdurulamaz. Ancak insan yaradılış olarak özgür iradeye sahip bir mahluktur ve yaptığı seçimler kendi yerel dünyasını etkilerken , topluca yapılan seçimlerde toplumsal hayatını etkiler. Bu konu da korku anlamsız ve sebepsizdir , kendi seçimlerini yapmaktan korkan kişilerin çoğunluğu ; korkak bir toplum yaratır , korkak bir toplumda korkak nesiller yetiştirir. O zaman gerçek seçimlerimizi yapmaktan korkmadan, fikri , vicdanı hür bir şekilde dolaşmak için cesur olun!

Yorumlar kapalı.