SINIRI AŞMAK

Yayınlandı: 16 Temmuz 2010 / ARDA İŞ: Yazılarım

Sistemler genel olarak bir yapıyı oluşturan tüm parçaların işleyiş biçimlerinin açıklamalarıdır. Sistem genel olmaktan çok parçaların teker teker ele alınmasıyla meydana gelen büyük resimdir. Ancak her resimdeki gibi bakanın nereye baktığı ve odaklandığı meselesi  sistemleri  evrensel boyutlardan göreceli boyutlara taşır. Bu görecelilikten ötürü meydana gelen farklılıklar sistemleri karmaşık ve anlaşılmaz kılar aynı bu paragrafın yaptığı gibi…
Evet yukarıda ki paragraf anlaşılmaz ve karışıktır çünkü aslında anlatılmak isteneni daha kolay kelimeler ve net cümleler dururken , anlaşılması güç  bir karmaşıklıkla açıklamıştır aynı tüm dünyada ki sistemlerin insanlara yaptığı gibi…
Hayatın karmaşık ve güç olduğunu düşünenler muhtemelen kendilerine göre haklılardır , çünkü o karmaşayı yaratan da kendileridir. Her gün hayatlarımızı daha da iyi yaptığına inandığımız şeylerin aslında bizlerden ne kadar vakit çaldığını düşündük mü?  Ya da hayatlarımızı ne kadar güç duruma soktuğunu?  Düşünmedik ve düşünmüyoruz çünkü biz onları yapmaya programlanmış gibi her gün  onları tekrar etmek zorundayız ve bu da bizim sahip olduğumuz en önemli şeyi ; düşünmemizi engelliyor. Bizi kayıtsızlaştırıyor ve birer makine gibi davranmamıza yol açıyor.
Devletin en üst kademesinden başlayarak ,  yasalar , kurallar , zorlamalar, ödevler ve mecburiyetler bizi görünürde olmayan demir parmaklıklar ardında bırakıyor. Özgür olduğunuzu düşündüğünüz yer aslında sizin hapisaneniz olmuş haberiniz olmuyor.
Psikolojide bunu test etmek için bir deney yapılmış ; bir grup çekirgeyi kavanoza koymuşlar ve  kavanozu ısıtmaya başlamışlar belli bir sıcaklığa ulaştığı zaman bütün çekirgeler zıplayarak kavanozdan çıkmayı başarmışlar..Sonraki deneyde yine kavanoz ısıtılmaya başlanmış ancak bu kez üstüne şeffaf bir kap konmuş.Çekirgeler kavanozdan çıkmaya çalıştıklarında bu kez şeffaf engele çarpmışlar ve bir süre sonra vazgeçmişler.. 3. Deneyde ise bu kez engeli kaldırmışlar ancak çekirgeler bir önceki deneyden şeffaf engele şartlandıklarından engel varmış gibi zıplamaya başlamışlar.Böylece ilk deneyde kavanozdan çıkabilen tüm çekirgeler son deneyde engel varmış gibi zıpladıklarından hiçbiri kavanozdan çıkamamış.
 
İşte hayatta da hepimizin böyle görünmeyen sınırlar çizmesi ve o sınırların dışına çıkmamakta ısrar etmesi  yapabileceklerimizi engelliyor.
Sistemler de kendimize koyduğumuz sınırlar gibi , bize sınırlar ve kurallar koyar. Çoğumuzu olmak istemediğimiz kalıplara ve kişiliklere sokuyorlar.  Ancak asıl ironi de bu noktada durmaktadır. Sistemleri yaratanlar zaten insanların kendisidir.  Başkalarının kendilerine biçtiği rolü daha uygun gören ve o senaryoya göre hayatlarını devam ettiren kişiler ne kadar özgürdür? Ne kadar kendileri olamayı başarabilmişlerdir?
Çoğumuz bize şunu yapmalısın , sen ancak şu olabilirsin gibi lafları söyleyen anne/baba, arkadaş ya da tanıdıklar tarafından yönlendirilmemize izin veririz, tabi ki belli bir noktaya kadar tecrübesi ve bilgisi olan kişiler dinlenmelidir, ancak önce kendimize şu soruyu sormakla başlamalıyız: Ben ne yapmak istiyorum?  Sizin ne kadar olduğunuzu ve ya kim olduğunuzu belirleyecek unsurlar çevreniz değil bizzat kendinizsiniz. Ancak bunu kavrayabildiğimiz ölçüde kendimiz olabiliriz,  özgür olabiliriz ve sınırları aşabiliriz.
Son söz:  Başkalarının kusurlarından bahsedeceğiniz  zaman ; kendi kusurlarınızı hatırlayın , o zaman buna hakkınız olmadığını anlayacaksınız. 
Hz. Muhammed

Yorumlar kapalı.