Kültür Şoku

Yayınlandı: 02 Kasım 2010 / ARDA İŞ: Yazılarım

Daha önceki yazımda, Fransa’ya yüksek eğitim amaçlı gittiğimi anlatmıştım ancak geleli henüz 1 hafta kadar olmuştu.Bu gün itibariyle 5.haftayı bitirmek üzereyim. Bir aydan fazla olmuş, ilk haftalarda ki heyecan ve merakımı kaybettiğimi söylemem gerek. Dışarı çıkarken bazen 2 kere düşünüyorum, insanlarla konuşmadan önce ise 10 kez. Buranın dilini bilmeme rağmen bazen dediklerimi anlamıyorlar, bazıları söylediklerime gülüyor.

Sınıf içerisinde de ilk hafta da başlayan ve devam bir iletişim problemim aşikar. Sınıfta ingilizce konuşulurken, dışarıda Fransızca konuşmak durumunda kalıyorum. Bu da genelde dilleri birbirine karıştırmama, cümleleri uzun bir süre düşünüp söylememe, ya da sadece susmama sebep oluyor.
Türkiye ile ilgili herhangi bir söz, bir yemek ismi ya da bir  insan beni daha önce hiç duymadığım duygulara sürüklüyor. Bazen kendimi yanlız ve terkedilmiş hissediyorum. Buraya neden geldim ki gibi sorular soruyorum kendime. Buradayken insan evinin önünde ki bakkaldan günlük gazetesini alıp, boğazın üzerinden geçmeyi özlüyor. Kulağınızı o çok rahatsız eden martı sesleri ya da o sevmediğiniz yemek kokuları birden kulağınızda çınlayıp burnunuzda tütüveriyor. Dışarı çıktığınızda bir arkadaşınıza günaydın bile diyemediğiniz için sinir oluyorsunuz. Sürekli olarak havanın soğukluğundan bahsedip, şimdi İstanbul yanıyordur diye kendi kendinize söyleniyorsunuz. Trafiktan şikayet edip, küfürleri savururken aslında insanlarla dolu olan bir yerde olduğunuzu ancak çok sessiz, trafik olmayan ve herşeyin sinir bozucu bir düzende işlediği yerde anlıyorsunuz. 
Evet bunlar benim kişisel olarak yaşadıklarım; sinir oluyorum, yanlız hissediyorum ve kendimi sorguluyorum. Ve benim gibi hisseden 1000 kişiyle daha aynı yerde kalıyorum. Yukarıda anlattığım tablo herne kadar ürkütücü, karamsar ve depresif gözüksede başka bir kültürle tanışan herkesin yaşadığı şeyler… Kültür şoku deniyormuş buna, benimkinden daha kötüleri de varmış, ellerini durmadan yıkayanlar, kendini yemeğe verenler  ya da vazgeçenler… Hastalıkmış bu, grip gibi, geçer diyolar önce çok mutlu hissedip sonra kötü hissedermiş insan aynı benim gibi. Yani dibi görmek gerekmiş tekrar yukarı çıkmak için. İnsan hayatında kaç kere sıfırdan başlayabilir ki diye sormuştum kendime önceden ve cevabım 2. kez  sıfırdan başlamak zordu. Ama anladım ki 2.kez bazen 3., 4. kez baştan almak gerekiyormuş hayatı. Doğru bildikleriniz yanlış, yanlış bildikleriniz doğru olabiliyormuş meğer. Tanıdığınızı ama iyi tanıdığınızı sandıklarınız meğer çok yabancı olabiliyormuş size, siz değiştiniz diye idda ederlerken kendileri değişebiliyormuş.Ülkem meğer ne kadar önemliymiş de haberim yokmuş. Konuştuğum dil, yazdığım yazı meğer ne kadar kolaylaştırıyormuş hayatımı. İnsana 25 inden sonra zor geliyomuş tekrar okuma yazma öğrenmek. 
Eğer olur da çıkarsanız bir gün uzun süreli yurt dışına, sakın aldanmayın yaşadıklarınıza. Olduğunuz yerde de anlaşılmıycaksnız, sizi uğurlayanlar tarafından da. Sıfırdan başlamak kolay değildir, zaman ister , cesaret ister. Doğru yolda olduğunuzu size ancak kalbiniz söyleyebilir.

Yorumlar kapalı.