Doğal Olanı Kabul Etme

Yayınlandı: 28 Mart 2011 / ARDA İŞ: Yazılarım

Bu düzene hiç alışamadım, içinde bulunduğum düzeni kastetmiyorum, dünyanın düzenine alışamadım ben…. Her şey insanın kafasının içinde başlarmış, benim kafamın içinde başlamıyor bir şeyler yok oluyor sanki… Her şey bu kadar düzensiz mi olmak zorunda? Ama doğanın kendisi düzenli değil ki, her şey nasıl düzenli olsun….

Bir yer var gitmek istediğim, aslında çok uzak değil ama bana uzak… Bana uzak çünkü ben nereye gidersem gideyim oraya asla varamıyorum, dedim ya kafamın içinde her şey… Yol uzadıkça bende yoruluyorum iyice… İnsan ne zaman yorulur bu arada? 50’sinde mi? 60 mı? Yoksa yorulduğu zaman aslında tükendiği zaman mıdır? Pillerin bile bir ömrü vardır, insanın da pil gibi tükenip tükenmediğini anlayabilir miyiz acaba? Belki de kimimiz aynı piller gibi, aleti fazla çalıştırınca pillerini de erken tüketiyorlardır.Hem böyle olsa bile ne fark eder? Eninde sonunda her şeyin enerjisi tükenir,biter. Yeni enerjiler yeni hayatlar başlar onun yerine.Doğa  yok olan her şeyi yeniden yapılandırdığı gibi hayatı da yeniden yapılandırır.Boşlukları doldurur. Ama giden gider…. Yenisi gelse bile eskisini dolduramaz doğa. Hele ki büyük yıkımlardan sonra o yenilenme süreci uzar, hatta bazen tam olarak o süreç bitmez. İnsan doğasıyla, doğa ana arasındaki fark aslında kıldan daha incedir. İnsan doğası ne kadar vahşi ve hayatta kalmak için her yolu deniyorsa, doğa anada bir o kadar vahşidir ve o da kendi varlığını sürdürmek için üstüne uygulanan baskıya öyle büyük tepkiler verir. Doğanın bir parçası, insan tarafından ona ait olmayan bir parçayla değiştirildiği zaman,aynı vücudun kendisine ait olmayan bir organı reddetmesi gibi o da o parçayı reddeder ve yıkar geçer. Örneğe gerek bile olmadığını düşünüyorum… Ama bir nükleer santralin nelere sebep olduğunu daha önce gördük ve yine buna tanık oluyoruz… Her ne kadar radyoaktivite aslında doğada bulunan maddelerden elde edilen enerji olsa da, nükleer santraller doğanın istemi ve bilgisi dışında konuşlandırılmış enerji kaynaklardır.Ve doğa istemediği hiç bir şeyi bünyesinde tutmaz, tutsa bile bu belli bir süreç geçerli olur ve kendisine yapılmış olandan bin kat daha fazlasını geri alır…. Bunu fabrikalar,evler,arabalar,şehirler kimi zaman ülkeler çoğu kez canlar alarak yapar… 
Aslında insan doğası da bundan çok farklı değildir, insanlara olmadıkları gibi davranmalarını söyleyebiliriz, onları tehdit edip zorlayarak canlarını almakla korkutabiliriz. Onları olmadıkları kişilikler haline çevirmek isteyebiliriz ve bazen bunu yaparken onların iyiliği için olduğunu bile düşünebiliriz. Onlara nasıl davranmaları gerektiği hakkında bir liste hazırlayıp, uymalarını bekleyebiliriz. Onları düşündüğümüz gibi olmamakla suçlayıp, bencil ve kötü diye ilan edebiliriz. Hatta onları bir süreliğine buna ikna edip, öyle davrandıklarını bile görürüz… Ama hareketlerinde ki yapaylığı yine de sezebiliriz, işte o yapaylık aynı doğanın bizi bir süre idare etmesi gibi daha büyük yıkımlarla sonuçlanacak hareketlerin başlangıç noktasıdır. Doğayı da, insanı da olduğu gibi kabul etmek gerekir, çünkü kendi gibi olamayan bir şey aslında her şeyini kaybetmeye hazırdır….

Yorumlar kapalı.