Ne zaman biter?

Yayınlandı: 17 Temmuz 2011 / ARDA İŞ: Yazılarım

     Çok da alışkın olmadığımız bir görüntü değildi son yaşananlar, televizyonda 13 şehit verdiğimizi görünce açıkçası şok olmadım öyle ya neredeyse 27 senedir alışkınız bu haberlere, ama bu saldırıyı farklı kılan bir ayrıntı vardı Silvanda; bu kez saldırı terör örgütünün eyleminden çok, barış çağrılarının ve çözümlerin önüne adeta set çekmesi için yapılmıştı. Bu bir bağımsızlık kavgası ya da kendi sesini duyurmaya çalışan Kürt örgütünün, Türk birliklerine saldırsı değildi.Bu saldırı direk olarak barışa ve kardeşliğe yapılmış, hem de arkadan sinsice yapılmıştı. Öğle yemeği molasında haince saldıran teröristler, sadece kardeşlerimizi arkadan vurmakla kalmadılar, atılan adımlara ve söylenen sözlere inat barış ve kardeşlik isteyen milyonlarca Kürt ve Türk vatandaşını da arkadan vurdular.

     Şehtilerimiz için ağıtlar yakıldı yine, ateş düştüğü yeri yaktı, babalar kendi evlatlarının mezarlarına toprak döktüler dualarla… İçim acıyor gördükçe, ve düşününce asker olacağımı kendime soruyorum bu sebepsiz ve amacı olmayan savaş için mi silah tutacağım? Kendi kardeşimi vurmak, kanını dökmek için mi dağlara çıkacağım? Bu vatan işgalden kurtarılırken, o dağlarda ki gençlerin ataları bu ülkenin bütünlüğü için savaş veriyorlardı, bu memleketi bir arada tutmak için şimdi de aynı soydan kandan çocuklar bu ülkeyi bölmek için uğraşıyorlar… Ancak şu unutulmamalıdır ki; bu ülkenin bölünmesi, bu ülkenin evlatlarının birbirini vurması ne Kürde ne de Türke bir fayda sağlayacaktır. Barış ve uzlaşma sürecine vurulan her darbe, aslında kendilerine de vurdukları bir darbedir. Bu savaşta kazanan olmayacaktır, bu savaş devam ettiği sürece her iki tarafta kaybedecektir.Savaşlar ancak ve ancak bir amaç uğruna verildikleri takdirde bir neticeye ulaşırlar. Bu örgütün amacının Kürt vatandaşlarımızın hak ve hürriyetini savunmadığı açıktır, bu örgüt ancak ve ancak kendi yardakçılarına çalışan, onlar tarafından beslenen, silah sağlanan ve sürdürülen bir örgüttür. Bölgenin her hektarından, metrekaresinden yararlanan bu güçler, bölgeyi sömürmekle kalmamış, insanların beyinlerini de özgürlük ve eşitlik masallarıyla yıkayarak kendi kardeşlerine düşman etmiştir.

        Türkiye, Doğusuyla Batısıyla bir bütündür, bu ülke toprakları üzerinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan herkes aynı hak ve özgürlüklere sahiptir ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Hangi etnik kökenden ve ya dinden geldiği hiç önemli değildir, Türk olmak ayrı bu ülkenin vatandaşı olmak ayrı vasıflardır. Hem hangimiz hangi kökenden geldiğimizi gerçekten biliyoruz? Bu ülke vatandaşı olmak, bizi daha fazla Türk ve ya daha fazla Kürt yapmaz, ancak bizi bir arada tutan bir sınırın içinde aynı ekmeği ve emeği paylaşan insanlar yapar. Ve bu ülke ancak bunları paylaşmayı öğrendiğimiz gün gerçek bir demokrasi ve eşitlik ülkesi olur.

Yorumlar kapalı.