Geçmiş ve Gelecek

Yayınlandı: 07 Ağustos 2011 / ARDA İŞ: Yazılarım

        Hayatın en güzel tarafı belki de hiç beklenmedik anlarda ki süprizleridir. En umutsuz olduğumuz zamanlar da, ya da her şeyin çok iyi gittiğini sandığımız durumlarda, bir bakmışız her şey tepe taklak olmuş, ya da birden düzelivermiş… Neye inanırsak inanalım başımıza gelen iyi şeyleri görmezden gelir, kötü şeyleri ise her zaman umutsuzluk ve çaresizlik içinde karşılarız. Günlük hayatın koşuşturması, mücadelesi ve yorgunluğu arasında bazen nelere sahip olduğumuzu ve ya olmadığımızı gözden kaçırabilir, hesabını iyi yapamayabiliriz.İnsanoğlu olarak geçmiş hesaplara çok fazla saplanır ve geleceği çok kurcalarız.Bunların hepsi sahip olduğumuz anları kaçırmamıza sebep olur.Hayatın yaşadığımız anların bir toplamı olduğunu kavrayabilirsek anı yaşamanın ve düşünmenin aslında hiç de düşüncesizce bir eylem olmadığını görebiliriz.Hayatta ki fırsatlar ve hatalar anlık gelişir. Şimdi yaptığımız bir hareket bir sonrakini etkileyerek bizim kariyer,ilişki,dostluk,doğru ve yanlış dediğimiz kavramları oluşturur, biz de  bunu bir ömür olarak niteleriz. Bu yüzden hayattaki hata marjini çok kısa ve küçüktür, yani bir adım fazla atmak(acele etmek) fırsatı ıskalatabilir, yine aynı şekilde bir adım geçte onu yakalamamızı engeller. Bazı insanlar, hayatlarını planlı ve düzenli yaşamayı bir ilke olarak görürler, planlı olmanın yanlış bir tarafı da yoktur ancak geleceğe yönelik çok fazla plan, o an yapılabilecek olan eylemleri uygulamaya koymamızı zorlaştırır. Çoğumuzun geçmişle alıp veremediği çok fazla mesele vardır, geçmiş bir lanet gibi peşimizden kovalar gibi gelir bize, fakat gerçek böyle değildir, geçmiş biz izin verdiğimiz ölçüde bizimle yürür.Aynı hizada yürürsek bizi mutsuz eder, bizden önde gidiyorsa hayatımızı kabusa çevirir. Geçmiş unutulmaz ve değiştirilemez sadece arkamıza döndüğümüzde her zaman orada olması gereken, hatalarımıza bir göz atıp bizi değiştirebilecek eylemleri yapmamıza fırsat veren bir olgu olarak görülmelidir.

     Bugün toplumlarda görülen en büyük eksiklerden biri de budur. Geçmişlerini kabullenemeyen, hatalarını düzeltemeyen ve sürekli kavga halinde olan toplumlar, bunları gelecek planlarına da yansıtırlar. Ortaya çıkan tablo ise kendi geçmiş kimlikleriyle barışamamış ve geleceğin getirdiği değişim zorunluluğu arasında sıkışıp kalmış jenerasyonlardır. Sürekli mutsuz insanların artmasının ve depresyon dediğimiz modern çağın hastalığının sebebi de bu kimlik bunalımıdır.

Yorumlar kapalı.