Şöhret

Yayınlandı: 01 Ekim 2011 / ARDA İŞ: Yazılarım

Zeka kibri yenemez. ”Kibir”(vanity) sözcüğünün ”boş”(void) sözcüğünden gelmesi tesadüf değildir.
                                                                                                                                      LeszekKolakowski


        Toplumsal bir fenomen olan ”şöhret” ve şöhret olma isteği; bundan iki yüz yıl öncesine kadar, doğrudan bahşedilmiş bir statüydü.Krallara ve kraliyet soyundan gelenlere doğuştan verilmiş olan bu hak zamanla ve kapitalizmin ideolojik söylemiyle boyut değiştirerek, bahşedilenden çok kazanılan bir olguya dönüştü. Bugün bizim şöhret olarak tasvir ettiğimiz ve kafamızda canlanan ilk imgelemler film yıldızları, rock starları, sporcular ve şarkıcılardır. Son zamanların kaba tabirle ”Ya topçu Ya da popçu ol” deyimi aslında toplumun bu kesim ve yaşam tarzına nasıl özendirildiğinin dile getirilmiş basit bir halidir.

         Feodal yapının yıkılması, Fransız ve ardından Sanayi devrimi eşitlikçi söylemleri tepeye çıkarmış ve aslında üstü kapalı da olsa sistemi yeni krallara teslim etmekten başka bir şey yapmamıştır. Yeni sistem her ne kadar eşitlik,özgürlük, ve evrensel barışı ilke olarak kabul etse de,Dünya, savaş ve kıyımlarla yine sarsılmış, bu kez imparatorluklar yerine, kapitalist sistemin açgözlülüğü altında ezilmiştir. Herkesin dipten gelerek, yoksul da olsa en tepeye çıkabileceğini vaat eden bu söylem, medya araçlarıyla daha da güçlenmiş ve sıradan insanların hayatını sıra dışı yapan bir sihir kullanmıştır. Ancak her illüzyon gösterisinde olduğu gibi seyircinin dikkati bir noktaya çekilirken diğer tarafta hile büyük bir ustalıkla gizlenmiştir .

       Şöhret kısaca; toplum tarafından bilinen ve tanınan demektir. Ancak bu tanınma lokal bir tanınma değildir. Yani kapı komşunuzun oğlunun zekası ve ya yaptığı işle tanınması gibi, ya da okulda ki bir kızın güzelliğiyle tanınması gibi bir şöhret değildir. Gerçek anlamda şöhret, kitleler tarafından özenilen ya da nefret edilen, her hareketi ve adımı sanki başka bir dünya da yaşıyormuş gibi takip edilen kişilerin üstüne yapıştırılan bir unvandır.Bu denli etkili olan kişiler, özellikle gençler üzerinde derin izler bırakırlar. Hayranlıktan da öte, bir özenilme durumu oluştuğundan, şöhret olan kişinin kıyafet,saç ve ya yaşam stili aynen taklit edilebilir. Hatta daha da ileri safhalarda, o kişiye benzemek amacıyla estetik ameliyat olanlar bile olmuştur.Bu çok uç bir örnek olsa bile, şöhretin toplumda yarattığı derin etki ve aynı zamanda tahribat, kolay kolay yok olacak cinsten değildir. Madalyonun bir diğer yüzünde ise, şöhretin kendisi, üzerine yapıştırılan rol nedeniyle, kimlik bunalımına girebilir.Bazı şöhretler bu bunalımı atlatamaz ve intihar ve ya toplumdan kendisini soyutlamayı seçerler. Çoğu ünlü dizi ve film oyuncusu, ki bu ülkemizde de böyle, oynadıkları karakterlerle o kadar özdeşleştirilmiştir ki, dizi de rol gereği ölen bir oyuncunun gerçek hayatta hayranları tarafından temsili bir cenaze töreniyle gömüldüğüne bile şahit olunmuştur.Yine de şöhreti istemeyen yoktur, onu elde etmek bir anlamda gücü ve parayı da elde etmek demektir.Mesela, her şöhret iyi anılmasa bile para ve güç kazandıkları da bilinmektedir. Bunun en güzel örneklerinden biri, seks skandallarıyla ortaya çıkan kadınlardır. Yine çok popüler ve ünlü biriyle birlikte olarak ve ya yasak ilişki yaşayarak, adından söz ettiren, ayrıntıları açıklayarak röportajlardan milyon dolarlar kazananlar bile mevcuttur.Konu şöhret olmaya gelince  iyi ve ya kötü hatırlanma ve hafızlarda yer etme kişinin en güçlü arzularını besleyen bir olaydır. Toplum bazen şöhreti, seri katiller gibi kötü bile olsa yücelt edebilir, bu çoğunlukla arzuları bastırılmış ve şiddet eğilimi yüksek toplumlarda had safhadadır, çünkü kötü olayın parçası kahraman ve ya şöhret, kişilerin isteyip de yapamadıklarını bir ölçüde yapmış olur, bu da toplumu o kişiye bir hayranlık beslemesi yönünde teşvik eder.

          Sosyolojik açıdan, şöhret kavramı da insan doğasının bir parçası ve ürünü olarak karmaşıktır. Günümüz, hepimizin görünmek istediği gibi görünmeye ve tanrılara yakın bir hayat tarzı sürmemize olanak sağlıyormuş gibi sunulan bir çağdır. Kaldı ki genç kalmaya ve estetiğe bu kadar düşkün bir çağın, sonsuza kadar bu dünyaya kazık çakar gibi yaşamaya çalışması, bunun aksini düşünülemez kılmaktadır. Medyanın ve görselliğin ön planda bir sihir gibi sunulmaya devam edilmesi, diğer acımasız gerçekleri örtmeye devam edecektir.

Yorumlar kapalı.