İkiyüzlü Kapitalizm

Yayınlandı: 12 Kasım 2011 / ARDA İŞ: Yazılarım

       
              Son dönemde ki gelişmeler, dünya piyasalarında ve büyük  ekonomilerde köklü değişikliklere gidileceğinin işaretlerini veriyor. Özellikle Avrupa Birliğinde ki kamu borcu oranları, büyük devletleri tehdit ediyor, dahası belki bir çoğunu birlikten dışarı itmeye bile zorlayabilir. Şimdiden 2 tane kayıp verildi sayılır; İtalya ve Yunanistan.  Yunanistan’da yönetim değişiyor, aynı şekilde İtalya’da da Berlusconi’nin  istifası yakın. Şimdi herkes yanlış nerede onu arıyor. Amerika’da da durum iyi değil, Wall Street isyanları yayılıyor. Belki bir kaosa yol açmayacaklar ancak dikkatleri çekmeyi başarıyorlar.Aslında dikkati çekmelerinin asıl sebebi herkesin bu kriz sürecinin uzamış olduğunu düşünmesi, ve artık gerçek adımlar atılmasını istemesi. Daha geçen hafta bir araya gelen G-20 liderleri, Cannes’da da protestolara maruz kaldı. Çok alışıldık bir görüntü olsa da, tepkiler her zamankinden daha fazla, ancak bu toplantıda kokteyl havasında geçti ve yine aynı terane okundu.

              Tüm bu gelişmeler ışığında da, yeni trend tabi ki sistemin sorgulanması. Serbest ticaret, kotaların kalkması, global ekonomi söylevleri, ve tüm bunları barındıran kapitalizm topyekun eleştiri altında. Ülkelerin ekonomik yapısını kökten değiştiren kapitalist sistem, herkese fırsat eşitliğini vaat eden, tüm ulusları aynı çatı altında toplamasa bile, hep birlikte üretelim paylaşalım gibi ”Polyanacılık”  nutukları veren bir yapıya sahipti. Aslında insanlar uzun bir süre bu oyunu sürdürmeyi başardı da. Özellikle finans piyasalarının devreye girmesi, borsa, hisse senedi, tahvil ve bonolarla yani aslında var olmayan hayali paralarla oynanan bir sisteme dönüşene kadar kapitalizm idare ediyordu. 2008 krizi açıkça gösterdi ki, krediler ve borsayı temel alan bir sistem, kibrit çöplerinden yapılmış evlerden farksızdı.

               Asıl konuya gelirsek; sistem  yanlış mıydı? Sistem mükemmel değildi, her şey gibi sisteminde zayıflıkları,yanlışları ve düzeltilmesi gereken yerleri vardı ancak sistemi tamamen özgürleştirme isteği, açgözlülük ve asla daha azıyla yetinememe sonucunda sistem kabuk değiştirdi, amacından saptı. Ünlü İngiliz ekonomist Keynes’in de dediği gibi ”insanlar gökyüzünde kaleler inşa etmeye çalıştılar”. Devlet müdahalesinin en aza indirildiği sistem, başı boş ve hedefinden sapmış bir mermi gibi önüne geleni delip geçti. İşin ilginç yanı, bugün güçlü ekonomilere baktığımız zaman, yani hala yüksek hızda büyüyen ekonomilerde tamamen serbest bir ekonomi olmadığını görebiliriz. Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya hatta Türkiye bile, tam olarak serbest ekonomi kurallarına uymuyor. Ki zaten uymadıkları için ekonomileri krize rağmen büyümeye devam etti.Ekonomistlerin ise tüm bu konular üzerinde hep değişik fikirleri var. Teori üstüne teori açıklıyorlar, kahin dediğimiz bir grup bile türedi. Ancak unutulan çok önemli bir nokta var, o da ekonomik kararların %90 siyasidir, belki de çok az bir bölümü bu teorileri kullanarak ekonomik politikaları şekillendirir. Bunu bir örnek vererek açıklarsak ki bu örneği ”Kapitalizm hakkında söylenmeyen 23 şey” adlı kitapta bulabilirsiniz; İsveç’te ki bir otobüs şoförü Hindistan’da ki bir şoförden tam 150 kat fazla maaş almaktadır. Kapitalist sisteme göre, yani fırsat eşitliğinin dünyanın her yerinde aynı olması kuralına göre oynarsak, İsveç’te ki şoförün Hindistan’da ki şoförden daha iyi olduğunu nasıl söyleyebiliriz?  Dahası bunu nasıl ölçebiliriz? Yani bir şoför diğerinden 150 kat iyi olabilir mi gerçekten? (eğer Formula 1 pilotu değilse).

              Sonuç olarak sistemin, bir fırsat eşitliğine dayandığı, herkesin hakkını aldığı ve alacağı, hatta daha fazla eğitim almış birinin, almamış bir diğerinden daha fazla kazanacağı bir illüzyondur.Verilen ekonomik kararlar, maaşlar, krediler ve hayatınızı tümüyle etkileyen kararlar, siyasidir. Birileri eğer sizin daha fazla kazanmanızı isterse kazanırsınız,eğer bunu istemezlerse siz ne yaparsanız yapın hakkettiğinizi alamazsınız. Bir çok büyük şirketin CEO su ve üst düzey yöneticileri bu sistemden değerlerinin çok üzerinde paralar almaktadır ve diğer çalışanlar almaları gerekenin ve kapasitelerinin çok altında maaşlarla yaşamaya çalışmaktadır. Çözüm isyan ve ya savaş değildir. Bence çözüm sistemin değiştirilmesi bile değildir. Sistem doğru uygulandığında, gerçekten amacına hizmet edecektir.  Sistemin doğru uygulanması ise gerçek karar mekanizmalarının ve kural koyucuların her ülkeyi ve sistemini ayrı ayrı ele almasından meydana gelebilir. Dünya üzerinde ki her ülkeye aynı sistemin dayatılmasının devam etmesi bugün olduğu gibi yanlış kullanımına ve yüksel bedeller ödenmesine yol açacaktır.

Yorumlar kapalı.