Parasal Sistem Üzerine

Yayınlandı: 11 Aralık 2011 / ARDA İŞ: Yazılarım

           ”Para dediğin nedir ki bir kağıt parçası işte” sözü klişeleşmiş, paranın aslında ne kadar gereksiz bir araç olduğuna atıfta bulunmak isteyenlerin, belki de bir kaçış arayanların sözüdür. Para önemlidir, önemsiz olduğu iddiası en azından bu sistem içerisinde geçersiz bir sav olarak kalır. Sabahtan akşama kadar yaptıklarınızı bir düşünün, yediklerinizi, telefon konuşmaları, toplu taşıma araçları,kıyafet,bilgisayar,internet ya da benzin. Para olmadan bunların hiçbirine ulaşamazsınız. Peki hiç para diye bir kavramın olmadığını düşünebiliyor musunuz? Sabah bakkala girip ekmeğinizi,gazetenizi alıp çıktığınızı, benzin istasyonunda para ödemeden benzin aldığınızı ya da kocaman bir alışveriş merkezinde dilediğiniz kadar kıyafet ve diğer eşyaları elinizi kolunuzu sallayıp alıp gittiğinizi? Ne karmaşa olurdu değil mi? Yağmadan beter bir durum.Peki ya toplum? Şu anki sistem de muhtemelen bu durum bir kaç gün devam ederdi sonrası  dünya savaşı olurdu.

           Aslında paranın hiç olmadığı bir dönem vardı, Lidyalılar bu laneti!!! keşfetmeden çok önce gelişmemiş bir ekonomisi olan dünyada kullanılan sistem değiş tokuştu. Yani, balık tutan birisiyle, tarla eken buğday yetiştiren bir diğeri, ellerinde ki bu malları değiş tokuş ederek yaşıyorlardı. Kim ne üretiyorsa,çalışıyorsa o miktarda değiş tokuş edebilirdi. Bu aslında mantıklı bir sistemdi, belki böyle olması gerektiğini düşünenler yine vardır ancak bu sistemde ki sorun hangi malın ne karşılığında ne kadar ettiği tam olarak hesaplanamıyordu, bu da beraberinde kimin daha çok emek harcadığı ya da hangi malın diğerine görece daha değerli olduğu problemlerini beraberinde getirdi. İşte bu noktada, devreye madeni para dediğimiz, değerli madenler girdi. Bir süre sonra insanlar madeni paraları kullanarak alışveriş yapmaya başladılar. Bu madeni paralar gümüş,sikke ve altın şeklinde kullanılıyordu, şu anki sistemde de değerli olan madenler. Ancak maliyeti düşük kağıt paraların kullanılması her ne kadar 7yy başlarında Çin’de olsa da bugünkü sisteme şeklini veren kağıt para 17yy sonlarında Amerika’da basıldı. Böylece bugün para olmadan her şeyin çökeceği bir noktaya geldik.

               Şimdi bu durumu tersine çevirmek isteyen bazı  kişilerin ütopik fikirleri, ekonominin esas ilkesi olan kıt kaynakların kullanımını reddediyor.Sebep oldukça basit; aslında söylenildiği gibi kaynakların kıt olmadığını, ancak kıt gösterilerek tüketimin devam ettirildiğini söylüyorlar. Her ne kadar, doğanın sınırlı olduğunu düşünsek de, kaynakların kıt olduğu bir bakıma yanlış ve bu dünyada ki herkese yetecek kadarı mevcut.  Endüstriyel kirlilik, kimyasal atıklar ve bunlara bağlı karbon gazı salınımının ortaya çıkardığı sera gazı etkisi, belki de parasal sisteme en büyük darbeyi çevre vuracak gibi gözüküyor. Çevreye verilen tahribat ve teknolojiyle birlikte sağlıksız ortamların çoğalması (baz istasyonları, kansere sebep olan ve radyasyon yayan cihazlar) ekonomik dengeleri değiştirecek mutlaka. Kar ve tüketimden başka bir şey düşünmeyen devlet ve şirketler bir zaman sonra başa çıkamadıkları çevresel problemlerden ötürü, üretim sistemlerini ve kapasitelerini değiştirmek zorunda kalacaklar. Ben bunun parasal sistemi çok fazla etkileyeceğini sanmıyorum ancak sürdürülebilirlik konusunda sistemin bu şekilde devam etmesi imkansız gözüküyor. Genel kanının aksine, benim fikrim, gelecekte birçok ham madde ve ürün fiyatında ciddi düşüşler yaşanacağı yönünde. Çünkü şirketlerde bir gün aynı sistem kendilerini ezmeye başladığında bu kısır döngüden vazgeçmek zorunda kalacaklar.

              Dünyanın bir çok ülkesinde ve Avrupa’da yaşanan istikrarsızlık, parasal sistemin ne kadar çarpık olduğunun bir göstergesi aslında. Parasız bir sistem ne kadar uçuk ve hayali  gözükse de, aslında şu anki parasal sistem de aynı hayaller üzerine inşa edilmiş bir yapı. Ancak bunu fark edemiyoruz, bu sistemin içinde doğup büyüyen ve ölen bireyler olarak bundan başka bir dünya hayal edemiyoruz. Belki de biraz bizimde hayal gücümüzü çalıştırıp, olan bitene farklı bir yerden bakmaya ihtiyacımız vardır.

Yorumlar kapalı.