Nefretin ateşleyici gücü: İntikam gerekli midir?

Yayınlandı: 20 Aralık 2011 / ARDA İŞ: Yazılarım
Toplumun içinde yaşayan bireylere nefret üzerine nasihat verilirken, bunun yok edici bir güç gerçeği olduğu anlatılır. Nefret, insanın iyiye olan gidişatını engelleyen, sevgiyi yok eden bir duygudur denilir. Nefret güçlüdür ve o zincirlere bağlanması gereken vahşi bir hayvan gibi tasvir edilir, yoksa etrafına zarar verecektir. 
Nefreti anlamak için, ona çanak tutan unsurlara bakmak gerekir; nefreti yaratan genellikle dışlanma, ihanet, yalnızlık,ezilme ve sömürülme gibi aşağılayıcı etkiler yaratan davranışlara maruz kalmaktır. İtici bir güç olmadan bir diğeri de oluşmaz. Akıl olarak noksan ve hasta kişileri ayrı tutarsak, sağlıklı ve düşünen bireylerin birbirlerinden nefret etmelerini bir tür üstünlük savaşı olarak da yorumlayabiliriz. Aşağılık kompleksi dediğimiz  ve kişilerin kendilerini yetersiz hissetmelerinden kaynaklanan nefret, topluma aşılandığı sürece sağlıklı düşünen ve hareket eden birey sayısı da azalacaktır. Ancak kişisel ölçekte nefret, psikolojik unsurlarla daha fazla ilişkilidir. Yaşanan travmalar ve  üzücü olaylar zamanla unutulsa da genelde kapanmayacak yaralar açar. Kişi ona  geçmişte yaşadığı bu olayları hatırlatan her şeye karşı düşman olabilir. Bu giderilemeyen psikolojik etmenler kişiyi  nefretle iç içe yaşamaya itecektir. Nefretin bastırılması, kin ve intikam duygularını daha fazla tetikler. Bastırılan her duygu ve düşünce, bir yanardağın alevlerini içinde toplaması gibi daha da körüklenerek devam eder ve kaçınılmaz olarak zamansız patlamalar ve nevrozlarla  su yüzüne çıkar. Kişi nefret ettiği obje ve ya fikre karşı gelemiyorsa , etrafında ki her şeyden intikam almak ister. Nefretin saklanması gereken bir duygu olduğu ve iyiye yöneltilmesi gerektiği söylevleri aslında kişileri daha fazla hasta etmekten başka bir işe yaramaz. Nefret, yerinde ve yöneltilmesi gereken obje ve ya kişiye karşı kesinlikle açığa çıkarılmalıdır. Nefret geçici bir durumdur, ve saklanmaması gerekir. Nefret insani bir duygudur, hissedilmesi ve özümsenmesi gerekir. Aksi şekilde davranmak, her şey yolunda ve iyiymiş gibi yapmak intikam duygularını azdırır, doğal olmayan her sevgi ve şefkat gösterisi, her alçak gönüllü yapmacıklık, altında ki kötülüğü biraz daha artıracaktır. Duygular her ne yönde olursa olsun saklanmamalı ve gösterilmelidir çünkü duygular sürekli değişkendir, zamanla azalır ve ya çoğalırlar ya da tamamen kaybolurlar. Belki de saf sevgiyi hissetmenin yolu gerçek nefretin dışa vuruluşundan geçer. Nefret demek şiddet ve ya benzeri davranışlara yönelmek değildir, nefret bazen haksızlığa karşı verilen en içten tepki olabilir. 

Yorumlar kapalı.