Zihin

Yayınlandı: 09 Şubat 2012 / ARDA İŞ: Yazılarım

Nereden başlasam  bilmiyorum; kelimelerin bittiği,tükendiği bir yerde miyim acaba? Neden herkes düşman gözüküyor bana? Neden gerçek duygularımı saklamak zorundayım? Böyle mi istiyorum gerçekten? Tüm bunlar benim seçimim mi? Yoksa bana sunulan dünyada kısıtlı bir seçim yelpazesinde kendimi mi kandırıyorum? Bir çoğunu ben seçmedim ya da belki de suçu başkalarına atmak basit kısmı her şeyin, ve bu yüzden de kendimi kandırıyorum sürekli… İçimde ne varsa, silip atamıyorum artık beynimden, çünkü bir fikir yerleşti mi bir kez kafanıza söküp atmak imkansız hale gelebilir. Bende o saplantıların esiriyim belki de, ve bu yüzden asla düzelemem. Ama bu bile kendi içinde bir ikilem yaratmıyor mu ? Neye göre , kime göre düzgün, doğru,gerçek,yanlış,yalan?  Tüm kavramların iç içe girdiği bir kaos benimki, hem de kendi düzenini yaratamayan bir kaos. Umarsızca savrulan düşünceler yığını beni daha fazla bulandırıp, bataklığın dibine çekmekten başka bir işe yaramıyor artık… Hayalle gerçeğin arasında,  araf da  kalmış bir zihin benimkisi, belki de kurtarılması en zor olan çünkü bir zihin gerçekteyse en azından rasyonel davranabilir, ya da hayal aleminde ise o dünyanın içinde kendine bir yer bulabilir, ancak cennet ve cehennemin arasında misali, hiç bir yere ait olmayan zihin, bozulmuş bir pusuladan farksızdır. Bir yön bulma gayesi taşımaz, aksine farkında olmadan aynı yönde milyonlarca kez dönüp durabilir ve hala o yerin farklı olduğu konusunda ısrarcı davranır. Takıntılı bir zihin aynen böyle işler işte. Tüm yönleri bir noktada birleştirip, her yerin farklı olduğunu iddia eden bir kukladır artık o. Anılardan çok, nostaljiye takılır; çünkü nostalji anılardan çok daha güçlü bir kalp sızısıdır, ve bu anlamda belki de acıyla beslenir arafta olan bu hastalıklı düşünceler. Bir zamanlar mutlu olduğunu sandığı yerlere geri dönmek ister, fakat unutmuştur o zamanlar dahi ne kadar mutsuz olduğunu.  Geçmiş onun için hep çok uzaklarda kalmış mutluluk kırıntıları taşır ve gelecek hep çok ümitsizdir. Artık var olmayan bir ülkeye ait, kimliksiz bir zihin, toplum içerisinde de kendine bir yer  bulamaz.  Ancak hiç bir şey sonsuza kadar sürmez, evrenin kendisi bile bir sona yaklaşır, bizim anladığımız zaman diliminin çok ötesinde bile olsa. Bu anlamda milyarlaca sinir hücresinden oluşan beyinde sinapsları arasında ki bağlantıyı sonsuza dek sürderemeyeceğini bilir aslında ve zamanı geldiğinde o da kendisini bekleyen sona; ışıkları sonsuza dek kapatmak üzere komut verir. 

Yorumlar kapalı.