Korku İmparatorluğu

Yayınlandı: 18 Kasım 2012 / ARDA İŞ: Yazılarım

Karanlık… Zifiri karanlık… 100 metre ötedeki gece lambasının loş ışığı ve Ay’ın doğal aydınlatmasından başka hiç bir ışık yok etrafta. El yordamıyla cebimden odanın anahtarlarını çıkarıyorum, feneri yakıp yakmamak arasında tereddüt ediyorum bir an, kapının kilidini elimle yokluyorum, sonunda 3.üncü denemede kilidi yuvasına sokuyorum ve çeviriyorum, içerideyim. Sessiz olmam gerekiyor, tek bir ışık huzmesi, tek bir ses,tıkırtı beni ele verebilir. Vücudumda herhangi bir anormal kalp atışı ve ya terleme yok… Şimdilik… Her şey çok basit ve kolay tam planladığım gibi… Sadece 5 dakikamı alacak bu gizli kapaklı durum, bittiği zaman kendini zaferin rahatlığına bırakacak. Telefon çekmecede duruyor… Bunu biliyorum çünkü onu oraya ben koydum… Ayakkabılarımı çıkardım ve sessizce mermer zeminde ilerliyorum, eşyaların yerini ezbere biliyorum artık,ancak yine de tedbirli olmak adına eşyalara dokunarak geçiyorum.Masaya ulaştım, tek yapmam gereken yavaş bir açış ve telefonu cebime koymak, o kadar… Dışarıdaki motorun sesi tüm bu anı mahvediyor, aniden irkiliyorum ve masanın altına yatıyorum… Işık odanın duvarına yansıyıp kayboluyor…Bir an için o adrenalini hissediyorum, yakalanmanın verdiği utanç ve heyecanı bir arada hissediyorum, ama yanlış alarm… Elimi çabuk tutmak gerek yine de, her an nöbetçi burayı kontrole gelebilir, beni bulabilir ve dahası bu işin sonunda hapse bile girebilirim. Günlerdir dış dünyayla bağlantı kuramamanın verdiği bastırılamaz bir istekle telefonu açıyorum, masanın altına girip telefonun açılışının bile beni heyecanlandırmasına hayret ediyorum… Buradan tek çıkışın kaçmak olduğunu biliyorum ancak kaçamayacağımı da iyice kafama kazımış olduğumdan çaresizce önümü görmeden koğuşa doğru ilerliyorum, yolda herhangi biriyle karşılaşmamak için, ağaçlık ve kuytu köşelerden yolu uzattığımı bile bile geçiyorum… Saat henüz 22.00 bile değil, ancak bu yer bir mezarlıktan daha ölü gözüküyor bana. Bu gecelik yakalanmamanın verdiği rahatlık ve yarın ne olacak endişesinin birbirine geçtiği karmaşık duygular hissediyorum. 

Burası hapishane mi ? Bir deli hastanesi mi ? Yoksa tecrit edilmiş bir salgın bölgesi mi ? Hayır burası askeriye ve bende ne bir suçlu ne de bir kaçağım sadece askerim… (Devamı Yakında)

Yorumlar kapalı.