Eşitlik nedir ?

Yayınlandı: 06 Haziran 2013 / ARDA İŞ: Yazılarım

Eşitlik, kuvvetli bir söylem ancak içi doldurulmadığında havada kalabiliyor. Dünyada tüm millet ve ulusların her zaman hayalini kurduğu bir fikir. Ancak eşitlik ne ölçüde var ? Tüm dünya genelinde kaynakların %80’i %20’lik bir kesim tarafından kullanırken hangi eşitlikten bahsedebiliriz… Bu eşitsizlik çok yeni bir yeni olgu değil tabi ki, tarih öncesi devirler de dahil kölelik ve sınıf ayrımı mevcutken, şu anda eşit bir toplum beklemek çok ütopik kalıyor kanımca. Açlık susuzluk, gelir adaletsizliği vb.. sıkıntılar hali hazırda hep bilinen problemler.

Bir de tabi cinsiyetler arasında ki eşitlik konusu var, bu görece olarak daha şiddetli tartışmalara yol açan bir konu. Feminist gruplar, kadının hayatta ki yeri, çalışma hakkı, tek başına ekonomik bağımsızlığı  artık kabul edilen  gerçekler, birileri etmese bile kadınların artık her yerde daha aktif olduğu, daha çok sesini duyurabildiği bir döneme girdi. Ama gerçekten kadın erkek eşit mi ? Kadın okuyucuların buna kızacağını biliyorum ama değil. Hatta kadın-erkek arasında ki eşitsizlik öyle noktada ki, aslında elma ve armutları toplamaktan farkı olmayan bir konu. Açıklamama izin verin; Kadın-Erkek arasında ki eşitsizliğin konuşulduğu genel konular zaten dünya genelinde tüm insanlığın ortak problemleri, üç aşağı beş yukarı çok büyük farkı olmayan bu konuların yanına ekstradan eklenmiş bazı eşitsizlik unsurları var ki, işte bunları karşılaştırmak bile saçma. Öncelikle anatomik yapı;  fiziksel anlamda kadın -erkek eşitsizliği bariz bir konu, ancak yine de bu konuda kadınların her türlü alanda kendilerini erkeklerle yarıştırma hevesleri bana göre abartılı ve fazlaca üstünde durulan bir konu. Bu heves muhtemel binlerce yıllardır 2.planda yer aldığını düşünen ve söylemlerle daha da provoke edilmiş bir grubun düşüncesi. Doğumdan, hastalıklara, uzuvlardan davranışlara farklılık gösteren iki bedeni bir tutmak bile akla yatmıyor. Daha da ötesinde dünyanın her yerinde kültür örf ve adetlerin farklı olduğu topluluklar da kadının rolü hep kılık değiştirmiş. Bazı kabileler kadın vücudunu kutsal sayarken diğerleri sadece üremek için metaya dönüştürmüş. Kimi toplumlar annelik güdülerini ön plana çıkarırken, kimileri anneliği kutsal görmemiş. Tüm bu farklılıklar dahi aslında kadınların kadınlar arasında bile eşit olmadığının göstergesi. Aynen erkeklerin de aralarında olmadığı gibi. Ancak eşit değiliz demek, bir tarafın diğerine olan üstünlüğünü temsil eden bir konu değil, üstünlük çabası eşitsizliği beraberinde getiren bir konu. Hoşgörüsüzlük, şiddet, empati eksikliği ve anlaşmaya yanaşmayan ,ortak paydalarda birleşemeyen insanların uydurduğu bir kavram eşitsizlik.

Dışarıda tüm bu olaylar yaşanırken, neden kadın erkek eşitliğinden bahsettiğimi merak edebilirsiniz, konu şu ki; şu anki kavga da bir kaç ağaç için verilen bir kavga değil, konu eşitlik ve özgürlükler. Bunca özgürlük narası ve eşitlik kavgasının sadece cinsiyetler değil, aynı inanca sahip olmayan insanlar arasında da olduğu aşikar. Dediğim gibi eşitlik ve özgürlükler her ne yaparsanız yapın sizin kafanızda olan kavramlardır. Son bir kaç gündür, özellikle dikkatle izlediğim görsel ve sosyal medyada bu konuda her iki tarafı da provoke eden söylemler görüyorum. O tarafta olanlar ve olmayanlar diye ayrılıyor insanlar ve bunlar daha önce de yapılmıştı. Fakat güç öyle bir kavram ki ne zaman kime geçeceği, kimin elinde bulunacağı belli olmuyor. Kadın ve Erkek nasıl gücü elinde tutmak istiyor ve bir taraf üstün olma çabasına giriyorsa, düşünceler ve inançlar ayrılıkları içinde konu aynı bu şekilde ilerliyor. Aramızdaki hoşgörüsüzlük ve empati eksikliği kargaşanın en önemli sebebi.

Asıl eşitlik, birbirimizin eksiklerini tamamlayabildiğimiz ölçüde, birimizin sahip olduğunu diğeriyle paylaştığı sürece, birbirimizi inançlarımızla ve hangi tarafta olduğumuzla değil, icraatlarımızla, yaptığımız katkılarla değerlendirdiğimiz sürece olur. Eşitlik belki o zaman bahsedebileceğimiz bir kavram halini alır…

Yorumlar kapalı.