KAFA AVCISI

Yayınlandı: 07 Temmuz 2013 / ARDA İŞ: Yazılarım

Boş masada üç şey dikkatimi çekti; saat, hiç kullanılmamış bir mendil ve yüzük. Eşyalar kişinin aynasıdır derler, ben buna çok inanmam. Sonuçta Armani giyen bir herif maganda olabilir, ya da Rayban gözlükleri çakma olan biri kıro. Ama biz insanları etiketlemeye bayılırız. Bıyığı olana ülkücü, sakalı olana hoca, mini etek giyene kaşar, başı örtülü olana dinci deriz gördüğümüzde. Bunu eleştirmek için söylemiyorum, çünkü aynı şeyi her gün bende yapıyorum. Her Allah’ın belası gün, gördüğüm herkesi etiketliyorum, süper kahraman edasıyla x-ışınlı güneş gözlüklerim varmış gibi insanları süzüp damgalıyorum. Ama benim işim bu; ben kişileri hiç tanımadan bilme sanatına vakıfım. Şöyle ki, beş dakika içinde kişinin sadece yüz hatlarına, kıyafetine, kullandığı markaya ve ya herhangi bir eşyasına bakarak onun ne iş yaptığını nerede yaşadığını hatta gay mi yoksa iktidarsız mı olduğunu söyleyecek kadar ileri gidebiliyorum. Ve hesaplarıma bakarsak tam olarak %86,7 oranla tüm istatistikleri altüst edecek kadar başarılıyım. Bir Sherlock Holmes olarak düşünmeyin beni, onun uzmanlık alanı farklı, ben dedektif değilim, hatta bir cinayet romanında kimin katil olduğunu bile tahmin edemem. Psişik güçlerim de yok, bir tür medyum da değilim yani. Ben bir kafa avcısıyım, uluslar arası bir firmanın çok özel bir departmanında gizli bir görev yürütüyorum. Beni sokakta göremezsiniz, çünkü yürümem, gideceğim her yere, son model camları filmli Mercedes bir araçla bırakılırım. Bu gittiğim yerler genelde, CEO’ların, üst düzey yöneticilerin, kan emicilerin, para avcılarının, marka danışmanlarının, tetikçilerin, mafya babalarının, üst düzey politikacıların, milletvekillerinin, eskort kızların, paralı modellerin ve benim gibi kafa avcılarının olduğu lüks ama her türlüğü pisliğin olduğu yerlerdir. Kendimi çok ahlaklı gördüğümden değil, sadece burada ki pisliklerden daha az günah işlediğime inandığım için belki, şahsımı bu insanlardan hep ayrı tutarım. Ama sonuç olarak bende onlardan biriyimdir…  Bu işi 6 senedir yapıyorum ve bizim meslek aslında içeriği bilinen bir meslek değildir. Bu işe girmek için CV’nizi caf caflı kelimelerle doldurup kurumsal ve büyük şirketlerin insan kaynakları departmanına yollayamazsınız. Hatta bu işe nasıl bulaştığınızdan haberiniz bile olmaz, yine de MİT’in istihbarat bölümüne girmek gibi bir şey de değildir. Başka bir kafa avcısı sizi avlar, takip eder, tüm hayatınızı öğrenir ve bummm bir gün bir bakmışısınız sonu olmayan o yavan ama havalı hayatın içindesiniz. Beni nasıl mı avladılar ? Bunu ben bile bilmiyorum, ama şu kadarını söylemem gerek, eğer bir kafa avcısı olmasaydım ya sokaklarda yatıp kalkan bir keş, ya da mahalle aralarında uyuşturucu ve kadın satan bir serseri olurdum. Şu an üzerimde dar kesim yaz kreasyonu bir Gucci, kolum da telefon-saat bir Tag Heuer ve cebimde limitsiz bir kredi kartı ile milyoner gibi dolaşıyorsam, bunu kesinlikle bu işin gurusu Siyaha borçluyum. Bu işte gerçek isimler kullanılmaz, bir kafa avcısı yaşayan biri değildir, bir hayalettir. Bu yüzden ben ona Siyah demeyi tercih ediyorum, işin boktan kısmı ben Siyahın yüzünü bile görmedim. Benim avladıklarımda beni bilmezler, görmezler. Gizlilik önemlidir yani. Nedeni aslında oldukça basit, bir kafa avcısı deşifre olursa, artık o bir avcı olamaz, çünkü aynı ceylan tarafından fark edilen eli silahlı bir avcı gibi, siz de avlarınızı elinizden kaçırırsınız. Ama bu işte avlar, avlanmak için üstünüze gelirler sizden kaçmazlar tek fark budur. Avınız asla siz fark etmemeli, sizin kim olduğunuzu bilmemeli, yoksa hareketleri doğallıktan uzak olur, avlanmak için kendini bin bir pozisyona sokabilir. Bunları ben yaşamadım, çünkü yaşasaydım şu anda bu mesleği yapıyor olmazdım.

Saat, kullanılmamış bir mendil ve yüzük. Saat internetten alınma, adını sanı duyulmamış bir markanın 100 tl belki eder, mendil hasta olduğunu gösteriyor ya grip ya da uzun süredir mustarip olduğu bir rahatsızlık belki de titizlik hastalığı var, yüzük akit taşından rengi yeşil pazardan alınma vücuda iyi geldiğine inanılanlardan. Ucuz saat bakımsız ve cimri biri olduğuna işaret çünkü bir erkeğin en önemli aksesuarı, eğer kendini göstermek istiyorsa, saatidir. Yüzük ve mendil bağlantılı, uzun zamandır hasta ve artık çareyi batıl inançlara bağlamış, yüzüğün kan dolaşımını düzelteceğine inanıyor, akupunktur bile yaptırmış olmalı. Tabi tüm bunlar onu avlamak için yeterli değil, onu görmem lazım, masasına geliyor, saçları dökülmüş, ama sakalları siyah, henüz genç ama hasta, bu tahmin doğru, takım elbisesi özensiz ve ucuz, ayakkabıları boyasız, kulakları delik, akupunktur da doğru. Gözlerinin altı mor, burnu kırmızı. Alkol tüketimi fazla. Finans işinde olmalı, parası olup da kendine vakit ayırmayanlar çoğunlukla finans işindedir, çok geç saatlere kadar çalışır ve kronik uykusuzluktan yakınırlar. Muhtemel dolabının altında viski şişesi ve ya ucuz bir şarap bulundurur. Rahatsızlığı ise alkolizm ve uykusuzluğa bağlı sinir sistemi çökmesi olmalı, elleri titrer, sigara bağımlılığı yoktur, ama mutlaka hap yutuyordur, uyuşturucu da olabilir, reçeteli sakinleştirici de tüm bunlar gözaltında ki morlukları da açıklar.

Avım, masaya oturur, yüzüğünü takar ve bir viski söyler, sek. Mendili alıp öksürürken cebinden bir Lustral çıkarır, hafif bir sakinleştirici, 2 tane yutar. Boktan saatine bakar, ve tam o anda kapıdan  pahalı bir takım elbise giyen adam avıma sorar “ Finans direktörümüz daha iyi oldu ya ? “.

 

Devamı Haftaya…

Yorumlar kapalı.