Kafa Avcısı -3

Yayınlandı: 07 Ağustos 2013 / ARDA İŞ: Yazılarım

Yarma korumaların önüne geldiğimde, kız çoktan içeri girmişti,  uzun boylu olan elindeki davetli listesinden ismimi arıyordu, tabi ki çakma ismimi, gösterişli ve zengin yapımcı ismimi:  Selim Yükseksoy, hem bayağı hemde kibirli bir isim. Sayın Yükseksoy lütfen buyurun… Allahın malı, eğer biraz zeka parıltısı olsa bunun çakma bir isim olduğunu çoktan anlardı. İstihbaratta çalışanlar çakma isimleri anlarlar, inanın,  bir isim ne kadar kötü olursa olsun, çakma olan yine de uzmanları tarafından anlaşılır. Mesela Saniye Takvim ne kadar gerçekse, Selim Yükseksoy o kadar sahtedir. İçerisinin manzarası İstanbul’a alışık olanlar için yeni bir şey sunmuyordu ama yinede gecenin ışıltısı ve mekanın  ustaca ışıklandırmasıyla büyüleyici bir hal alıyordu, İstanbul benim için her zaman hani şu makyajsız suratına bakmadığınız, ama  topuklu ayakkabı ve biraz rimelle afete dönüşen kadınları andırıyordu. Belki de bu yüzden ben bu şehri hep gece sevdim, gündüz hiç anlaşamazdık çünkü. Hatun on metre ileride şu ayaklı masalardan birinin başında içkisini yudumlarken, iş, aşk ve seksin iç içe geçtiği grup sohbeti başlamıştı. Yanında ki uzun boylu herifin onu sadece yatağa atmak istediği belliydi, diğer kel fodul herif onları sadece izleyebilecek kadar kalbinin dayanacağını bildiğinden olsa gerek, kadına durmadan el kol hareketleri yapıp dikkatini çekmeye çalışıyordu. Cebimden şu pahalı purolardan birini çıkardım, görev için pahalı takım elbisemin içine konmuş gümüş kibritlerden birini çaktım. Bu kibritlerden üreten tek bir firma vardı ve şu limited collection dediğimiz türden her sene sınırlı sayıda piyasaya sunuyordu. Yani bunlar sadece belirli çevrelerce bilinen şeylerdi, sokakta bu kibriti çakmak, evde ocağı tutuşturmakla eş değerdi. Hatunun dikkatini bunlarla çekemezdim ancak çevresindekileri tavlayıp sonra hatuna atlayabilirdim. İşte biz buna kaleyi içten fethetmek diyoruz, asıl hedefi alabilmek için önce tüm tehditleri elimine etmek gerekir. Önce kel adamdan başlayalım, Caner Ötken, 6 basamaklı bir servetin sahibi, hatunla alakası ? Kozmetik firmasının aracılığını yapıyor, anlaşmayı düzenleyen sevimli ayıcık. Uzun boylu otuzlarında ki yakışıklı; Batuhan Duman, playboyluktan kalan zamanlarında babasının şirketine uğrayıp hissedarların gözünü boyuyor. Bu geceyi muhtemel bizim güzelle geçirmenin hesabında, ancak asıl adamımız o da değil, tam çaprazımda ki boş locanın ortasına yerleşmiş kır saçlı, ellilerinde olan Cevat Harran. Harran holding kurucusu ve başkanı milyar dolarlık bir servetin sahibi. Hem de tek sahibi, hiç evlenmemiş, çocuk yok, akrabalarla bağı yok, sıfırdan alınmış bir hayat, merdiven altı üretim, biraz kara para, biraz kumar ve tabiki hiç formal eğitim almamış biri için halkla ilişkiler üst düzey. Telefon da muhtemel bir işi bitirmek üzere çünkü yüz ifadesi hem ciddi, hem de gururlu. Bir iş adamı anlaşmanın eşiğindeyse, yüzünde şu sırıtmakla dudaklarını kapamak arasında kalan bir gülümseme belirir, ve gözleri kısılır. Bu evrensel bir vücut dilidir, zafere çok yakınım işareti. Bizim Cevat’ın bir işareti ayaktaki grubu masaya topladı, sıra dağıtmaya gelmişti, birazdan hepsi alkolünde etkisiyle gevşeyecek, hareketleri daha rahat olacak ve benim harekete geçme zamanım gelecekti, ama öncesinde benim gevşemem gerekiyordu, bu ortam beni iyice kasmıştı. Alkol içersem saçmalayabilirdim. Cebimde bu tarz durumlar için geliştirilmiş bir tür cesaret hapı vardı, kimyasal içeriği umrumda olmayan bu hap güçlü bir tür uyuşturucuydu, ancak sandığınızın aksine illüzyonlar gördüğünüz, kafa yapan bir hap değil. Tamamen bulunduğunuz özneye odaklanmanızı sağlayan bir sentetik. Arka fonda çalan müziği tanıyordum, 5 yıl önce hayallerimin kadınıyla birlikteyken bizim parçamızdı, o da benim gibi 80’ler düşkünüydü, eski moda kafalarımızı parlatan türden, belki de gerçek müziğin yapıldığı dönemler;Alphaville’den Forever Young’ın boktan bir uyarlamasıydı çalan şarkı, aynı şimdi ki şarkılar gibi, ama beni o kadar uzaklara götürdü ki; onları tekrar tekrar yaşamak istedim. Bu şarkıyı dinlerken bu hapı almak kötü etkiler bırakabilirdi… Ama masa tam da kıvama gelmişken artık hazır olmalıydım…

Yorumlar kapalı.