Adaletsiz

Yayınlandı: 10 Ağustos 2013 / ARDA İŞ: Yazılarım

Adaleti arıyorum ama bulamıyorum, bugünlerin popüler sloganı, son kararların açıklanması; büyük bir kesimi rahatsız etti. Yargılanma süreci, gözaltı süreleri, kanıtların yetersizliği derken; kararlar açıklandı bile… Seneler su gibi akıp geçti. Tabi bizlere, o süreci yaşayanlara değil. Bazıları maalesef bu süreçte yaşamını bile yitirdi. Geriye de müebbet hapislerin bol olduğu bir karar çıktı. Ben avukat değilim, yargılanan kişilerin de avukatı da değilim. Kararı veren yargıydı sonuçta bu işleri en iyi bilenlerin olduğu müessese. Ancak gerekçelerin tam olarak açıklanmadığı bir, kamuoyu ile paylaşılmadığı bir süreç olduğu için, açıkçası ne desek hata olur. Ama yargı suçlu buldu ve mahkum etti.

Benim konuşmak istediğim ise, bu kararların ötesinde bir kavram. Adalet kavramı ama bizim yarattığımız bir adalet kavramından bahsetmek istiyorum. Olabildiğince de tarafsız olması gerekiyor söylediklerimin, çünkü çok ince bir çizgiden bahsediyoruz. Türkiye darbeler ülkesi bunu yadsıyamayız, nasıl ki diğer ülkelerde olan darbeleri tasvip etmiyorsak, kendimiz içinde böyle olmalı. Darbelerin yapılma sebebi ne asıl buna odaklanmak gerekiyor sanırım,bu ülkeyi yönetenlerin yaptıkları hataları, ülkeyi sürükledikleri kaosları da göz önünde bulundurarak, bazı noktalarda darbeyi destekleyenlerin olduğunu biliyorum. Ancak anayasanın, seçilenlerin yapamadığını, getiremediği adaleti gerekirse ben getiririm mantığı, yani bir yerde adaleti ben sağlarım düşüncesi açık ki en büyük adaletsizliklerden biri. Yine söylemem gerekiyor ki, ben burada kimin suçlu olup olmadığından bahsetmiyorum, bahsettiğim şey geçmiş yaşananlar ve bunların geleceğe  yansımaları. Adaleti, yargıdan daha ve kanunlardan daha iyi bildiğimizi iddia ederek, kendi adaletimizi sağlamaya çalışmamız. Ahlaki değerlerimizi savunma örneği ile başkalarını öldürmemiz ile aynı kapıya çıkıyor. Yazılı kanun ve kurallar işimize gelmediği için, birilerinin yönetim şeklini beğenmediğimiz için, ya da şahsi değerlerini tasvip etmediğimiz için o kişileri kendi adaletimizle yola getiremeyiz. Daha yüksek ve gelişmiş toplumlar seviyesine çıkmamız için, süper kahramanlar yaratmayı bırakmamız gerekiyor.

Son olaylarda mahkum edilen çoğu kişi askeri kökenli ya da gazeteci ve ya akademisyen. Bu çoğunluğun toplumun aydın ve yöneten kesimini oluşturduğunu biliyoruz. Belki de bu yüzden bazı kesimler tarafından ağır bir tepki gösteriliyor. Sebep her ne olursa olsun, adalet bazı evrensel kanunlar çerçevesi dışında tam olarak eşit dağıtılacak bir kavram değildir. Bazen sevmediğimiz, bazen istemediğimiz ya da tamam ile yanlış bulduğumuz durumlar olabilir. Ancak demokrasi işte tam bu nokta da asıl demokrasi olduğunu gösterir. Kendi adaletini dağıtan birey ve kurumlarla değil ancak, o sisteminin yasama yürütme ve yargısına olan güvenle. Bazılarımız yargının kirlendiğini, yönetimin yolsuzluğa bulaştığını, yürütmenin yanlış kararlar verdiğini düşünebilir, ve bunu kendi kanıtlarına dayandırabilir. Tam bu nokta da eylemimiz kendi adaletimizi sağlamak yerine toplu kararlar vermek olmalıdır.

Yorumlar kapalı.