SOĞUK

Yayınlandı: 04 Haziran 2014 / ARDA İŞ: Yazılarım

Öğlen güneşinin yakıcı sıcağında, her şeyin eriyecekmiş gibi göründüğü, çöl fırtınasının yakıcı rüzgarını yüzümde hissedebildiğim bir yaz gününü hayal ediyorum, bunu yapıyorum çünkü vücut sıcaklığımı belli bir derecede tutamazsam ya donarak öleceğim ya da en azından bir kaç uzvumumu kaybedeceğim… Bunları düşündüğüm sırada tıp dilinde hipotermi dedikleri olay gerçekleşmişti bile ve bunları düşünüyor olmamın tek sebebi artık bilinçli olmamamdan ileri geliyordu. Korku yok, acı yok, kederse beni çoktan terk etmiş, yalnızca soğuğun tüm vücuduma yaydığı bir hissizlik kaldı geriye, gözlerimi açıp kapamam bile bir mucize diyorum içimden. Böyle bir durumda normal birisinin yarım saatten fazla hayatta kalma şansı yüzde 3-4, bilimsel bir araştırmanın sonuçlarına göre ve nedense kendi kendime gülmek istiyorum  bu duruma ama ağız kaslarınızı hissetmiyorsanız bu boşuna bir çaba… Konuyu saptırmak istemiyorum, sonuçta bir insan eğer vücudunu hissedemiyorsa sadece beyin olarak ne düşünebilir ve düşündükleri ne ölçüde dış dünya ile iletişim içindedir ? Ya da beyin hücrelerimde ki sinapsların arasından geçen elektrik akımı bir şekilde evrene yayılıp gerçekten bir enerji açığa çıkarır mı ? Bu soruyu herhangi bir lisans dersinde sorsam sanırım deli muamelesi görürdüm, ya da bir arkadaş buluşmasında garip bir bakışa maruz kalabilirdim. Bu şekilde herşeyden soyut düşünmenin en güzel yanı bu, düşüncelerin nereye gitmek isterse oraya akması, saçmalık yok, sınır yok, utanma yok, ve kimse için tehlikeli değiller. Mesela düşüncelerin suç sayıldığı toplumlarda, bastırılmış ve bilinçaltına itilmiş fikirler aynı benim durumumda ki gibi vücudunu hissetmeyen hareket edemeyen beyinlerin sessiz çığlıklarından başka bir şey değildir çoğu zaman. O yüzden kendimi talihsiz ya da kötü kaderli bir kişi olmaktan çok, bu durumu içselleştirebilen biri olarak  görmeyi tercih ediyorum şu anda.

Artık düşüncelerimin de bulanıklaştığını hissediyorum, belki de hissettiğim son şey bu olacak, sonsuz bir bulanıklık ve karanlığa gömülme. Bir çok kez duymuşumdur, ölüm tecrübesi yaşadığını iddia edenler, beyaz bir ışık, hayatlarından kareler görürler, ya da sevdikleri kişiler tarafından çağrıldıklarını duyarlar. Bu son an değildi belki ama bende öyle bir etkisi yoktu sanırım, daha çok bir boşluk hissiydi, bir paraşütle sınırsız bir boşluğa atlamak ve sadece düşmek, bilincimi tamamen yitirmeden güzel şeyler düşünmek ve mutlu ölmek için hala bir şansım vardı aslında, kafamdaki hapishaneden kurtulmak için son bir şans, aklımı özgür bırakmak ve sonsuzluğa yollamak için saniyenin binde biri kadar bir zamanım olsa da umudum vardı, şimdi fark ediyorum ki başından beri umuttan başka bir duygu ve hissim yokmuş elimde. Hepimizi köleleştiren ve bir şeylere mecbur eden bu umut değil miydi zaten ? Şimdi ben hiç bir şey hissetmezken bile, aklım hayatta kalmaya çalışıyordu kendi kendine. Ama o da bırakacaktı bu saçma oyunu oynamayı birazdan, o rahatlığa kavuşmak için bu umuttan vazgeçecekti bir yerde. Ruh ve aklın ayrı olduğunu savunanlarla, aklın aslında ruhun kendisi olduğunu savunanlar arasında ben arafta kalmıştım sanırım, çünkü böyle bir ayrımı yapabilmek için birbirlerinden bağımsız çalışıp çalışmadıklarını incelemek gerekir ki bu her şekilde imkansızdır. Bu sadece bize söylenenlerle, gerçekten neye inandığımız arasında bir tercih meselesiydi aslında, ve benim açımdan bu tercih kullanılamayacak kadar soğuktu…

Birden beynimde oluşan o uğultu artık kaçınılmaz sonun habercisiydi sanırım; sesler birbirine girmiş, bulanıklık yerini bir jet uçağında üstü açık bir şekilde seyahat ederken nasıl bir basınç oluşursa, o kadar şiddetli bir sallantıya ve gürültüye bırakmıştı kendini ve ani bir sıcaklık hissi beni bu derin düşüncelerin tümünden sıyırdı, tamamen benliğime döndüğümü hissettiğim anda ölüp ölmediğimden emin değildim, ama gerçek şu ki hiç bu kadar canlı hissetmemiştim. Gözlerimi açtığımda, en son olduğum yerde oturma odamın ortasında baygın bir şekilde yatarken başımdaki sağlık görevlilerinden ve bir serum kablosundan başka bir görmüyordum ve yaşadığım şey sadece bir
travmaydı, beynimin vücudumu donma hissi ile telkin etmesinden başka bir şey değildi olanlar… Ve önünde sonunda belkide neye inanıyorsak oyduk aslında…

Yorumlar kapalı.