Benlik Arayışı

Yayınlandı: 28 Haziran 2014 / ARDA İŞ: Yazılarım

Yazların eskisi gibi olmadığı bir zaman, beni yiyen ve bitiren bir düşünce aklımda durmadan dönüyor, kendimden şüphe etmeme açan bu düşünceyi aslında kendimle paylaşmamam gerektiği halde bunu yaptım ve nereye gideceğini bilmeden, umarsızca, öylesine… Kendimi bu derin düşünceye kaptırmadan biraz önce, henüz gerçekliğin içindeyken, o ana yani kendimi bildiğim ana geri dönelim; henüz benliğimden çıkmadığım zamana, aklınızı yitirip yitirmemek sadece bir inanç meselesidir ve  bu beni her zaman hem korkutan hemde heyecanlandıran bir şeydir, aklımı kaybetmekle, mantığın penceresini birleştirdiğim o belli belirsiz çizgiden bahsediyorum; çünkü o anda aklıma neresi gelirse orada olurum, ne eserse onu yaparım ve kim olmak istersem o olurum… Birisi olmak evet, aslında her şeyin ötesinde beni insan yapan biri olmak düşüncesidir. Hayallerindeki ve düşüncelerindeki kişi olma, belki de ona benzeme düşüncesi ama gerçek şu ki asla o kişi olamazsınız. Bu her şeyi sonuna kadar planladığınız ama yolda başınıza ne geleceğini bilmediğiniz bir tatil bir gezisi gibidir. Siz olmaya çalıştığınız kişiye benzemeye çalıştıkça, o kişinin size ne kadar yabancı olduğunu anlarsınız ki bu kırılma anıdır  çünkü olmak istediğiniz kişi değilseniz, o zaman başka birisinizdir. Başka biri yabancıdır, tanımadığınız belki de hiç sevmediğiniz alışkanlıkları olan, konuşmak dahi istemeyeceğiniz biridir o. Böyle biri aynada  bile yabancıdır, suratınıza bakıp onun kim olduğunu çözmeye çalışırsınız ama bu nafile bir çabadır; hiç tanımadığınız bir yabancıyla ne konuşmak isterseniz ne de gözlerinin içine bakmak. Kendine yabancılaşmayı tanımlarken insanların tutkularından, hayallerinden vazgeçmesinden bahsetmiyorum sadece, hayır bunlar teorik şeyler, ekonomik terimler, işine ve kendine yabancılaşma bir şekilde makineleşme, bunlar artık sorgulamayan beyinlerin yarattıkları kaçış yolları, ben kendini tanıyamama derken aslında gerçekten kim olduğunu bilmemekten, ve sorgulamama rağmen cevabını bulamayacağım bir gerçeklikten bahsediyorum. Bu çoğumuzun hiç kendi iç benliğimize bakmadan sadece olduğu gibi yaşadığımız, belli kuralların ve normların peşinde heba olan hayatların birer uzantısı değil. Kendini bulmak her ne kadar kişisel bir yolculuk olarak görülse de, aslında sağ sola savrulmuş dağınık düşüncelerin, geleneklerin, dayatmaların, kuralların, ve korkunun bileşimi. Kendini bulmak nedir öyleyse ? Herkesten ve her şeyden bağımsız bir benlik olabilir mi ? Kendi iç yolculuğunu yapmış ve kim olduğunu bilen biri olabilir mi ? Bu sorunun cevabı sanırım çok derinde hiç birimizin bilmediği ve henüz keşfedemediği bir gerçeklik. Kim olduğumu bilmek belki de bir varış noktası da değil, derler ya yolculuğun kendisi zaten sorunun cevabı diye, belki de aradığımız kişi aslında tüm hayat boyunca evrilen, ezilen, bükülen, çatışan, sevinen, gülen, kazanan ve kaybeden  kişinin toplamı, her şeyi ile gerçek hayatta ki yansıması…

Yorumlar kapalı.