30’a Yaklaşırken

Yayınlandı: 10 Temmuz 2014 / ARDA İŞ: Yazılarım

Bazılarınıza göre hala genç olabilirim, bazılarınıza göre koca adam, anneme göre ise hala çocuğum. Yaş da diğer  her şey gibi göreceli bir kavram, ancak yıl hesabıyla 30’u deviriyorum Dünya gezegeninde ve 5 milyar yaşında bir gezegen için ben hiç yaşamamış bile olabilirim… Olayı bu kadar derinlemesine götürmeden, sosyal ve kültürel açıdan şimdilerde bu yaşa gelmenin toplum açısından ve kişisel açıdan ne anlama geldiğini ortaya koymaya çalışacağım zira jenereasyonlar arasında büyük fikir ayrılıkları doğuran bir mevzu bu, hatta bu konuda ki kadın erkek ayrımcılığından tutunda, yaşlılık krizine girenlere kadar geniş bir yelpazede seyreden yeni çağın 30’luklarını anlatmaya çalışacağım.

Kişisel olarak düşüncem, bir insan kendini hangi yaşta hissediyorsa o yaştadır. Yani sözüm ona 50 yaşında olan birisi hala gençliğinde yaptığı aktivitelere devam edebilir, çocukça görülen hobileriyle ilgilenebilir, ve gücünün yettiği kadarıyla eğlenebilir. Bu ve bunun gibi durumlara karşı söylenen “yaşını başını” almış diye tabir edilen ve toplumun bir kesimi tarafından tabu görülen davranışlar bence özellikle bu çağda geçerliliğini yitirmiştir. Çağımız kendini daha çok geliştirme, daha çok üstüne koymak ve öğrenme çağı iken, bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken sadece yaş bahanesiyle insanların sevdiği şeylerden vazgeçmesini doğru bulmuyorum. Ama ben bir üst jenerasyonumun fikirlerini de paylaşmıyorum sonuçta. Çoğu başka gelenek ve kurallarla yetişirildiği için benim bu düşünceme karşı çıkacaktır eminim. Ancak ilginç bir şey var ki o da benden 10 yaş küçük olanların şu anda yaptıklarına anlam veremediğim, abartılı bulduğum zamanlar da oluyor, hatta kendi çocukluğumla kıyaslayıp, eleştiriyorum, buradan da anlıyorumki, insanın yetiştiği çevre,dönem,zaman ve trendler onun düşüncelerini büyük ölçüde etkiliyor. O yüzden kendimden bir üst jenerasyonla tartışırken artık bunları göz önüne alıyorum ve onlar gibi düşünmeye çalışıyorum. Buradan da 30’a merdiven dayadığımı anlayabilirsiniz: Olgunlaşıyorum. İnsan 30 olunca arkasına dönüp bakma ihtiyacını daha çok hissediyor, ama pişmanlıktan öte bir hesap yapabilmek için. Bugüne kadar ne yaptım, bundan sonra ne yapmalıyım. Paramı nereye ve nasıl harcamalıyım, kimlerle daha çok görüşmem gerekiyor, hangi ortamlarda daha çok bulunmam lazım, tabi bazen artık toplum içerisinde hoş karşılanmayacak hareket ve şakalardan kaçınmak gibi durumlarda var. Daha fazla resmiyet, daha az samimiyet getiren bir durumda söz konusu. Beyler ve hanımefendiler daha fazla kullanılıyor. Ufaktan yaşlanma emarelerini görüp, daha az güneşde kalmalıyım demeye başlıyorsun. Benim 30 a ilk bakışlarım böyle.

Bir de toplumsal boyut var tabi, en can alıcı noktalar: İş, evlilik ve gelecek. Kızlar ve erkekler için durumlar farklı ancak üç aşağı beş yukarı aile büyükleri 26-27 yaş civarında bu çocuğun ya da kızın hali ne olacak demeye başlar. En önemli ve öncelikli soru iş bulma süreci. En çetrefilli problem hatta. Sağa sola verilen salıklar, aracılar, tanıdıklar, görüşmeler, kavgalar derken o kadar emekle okutulan evlat bir işe yerleşti mi herkes bir süreliğine rahat eder, ama inanın sadece bir süre, yaklaşık 2-3 ay, çünkü işler biraz oturdu mu, hala biri yok mu, bu çocuk ya da kız ne zaman evlenecek, hay Allah etrafta da ne kız kaldı ne de adam feryatları yükselir. İşte bu olay tam bir muammadır çünkü şimdinin gençleri biraz “hayatlarını” yaşamak ister, diğer jenerasyona göre göreceli daha uzun olarak. Ancak eski jenerasyon erken evlenmiş, binbir zorlukla ev çeyiz düzmüş ve genç yaşta çocuk yapmıştır, şimdiki gençler biraz “sorumsuzdur”. Kendilerine göre haklıdırlar. Sonuçta o zamanlar devir zordur, aile baskısı yüksektir, babanın yanında değil fikrini söylemek, konuşmak bile “yasaktır”. Böyle bir çağın 30 yaşıyla o çağın 30 yaşı bir olur mu ? Olamaz tabi ki. Ancak aileler bir süre sonra kendilerini yeni duruma adapte etmeye başlarlar. Anneler daha çok facebook kullanmaya başlamıştır. Artık çocuklar buradan takip edilir. Resimlerin altına yorumlar yapılır, çocuğun sosyal hayatı buradan takip edilir bir şekilde, ve artık 30 una gelen gençler başka türlü baskılarla karşı karşıya kalmışıtır. Gizlilik ayarlarını değiştirmek ya da ailelerini arkadaşlıktan çıkarmak gibi etki-tepki durumları oluşur. Bunlar yüksek dereceli aile facialarına bile sebebiyet verebilir bir yerde. Sonuçta eşşek kadar olmuş adam ve kadınlar çağ değişse bile, bir şeyleri yapma yaşı uzasa bile, kültürel ve geleneksel yapıdan muzdariplerdir. Hatta bu zaman aralığında çoğu olmak istediği kişi ile, ait olduğu toplumun normları arasında bocalar durur.

Evet Türkiye’de 30’a gelmek, hala biraz çocuk ve adam olmak arasında kalmış yeni bir ergenlik sorunudur. Sorumluluk almaya hazır olmakla, biraz daha hayatını yaşamak arasında kalınan bocalama dönemidir. Evlenme baskısı görüp, özgürlük naraları atmaktır. Belki de biraz daha karşılıklı anlayışın olması gerekir ve insanlar uzlaşmaya daha yatkın olmalıdır. Yine de Türkiye’de genç bir adam ve kadın olmak zordur.

 

 

Yorumlar kapalı.