Çelişki

Yayınlandı: 17 Ocak 2015 / ARDA İŞ: Yazılarım

Karlı tepenin ardında; puslu havanın örttüğü o güzelliği görmeye çalıştım, bunu yapabilmek için tüm duyularınızın açık, tüm düşüncelerinizin berrak ve tüm bedeninizin hazır olması gerekir. Bunu bir tür arınma olarak görebilirsiniz, ben öyle düşünmüyorum. Bu sadece anlık bir sıçrama,  bir hissizlik hali ama aynı zamanda tarif edilemeyen bir huzur. Yine de bu kadar huzurlu olacağıma hiç inanmadım, ve sadece bir saniyesini yakalamak için bile  tüm hayatımı riske atardım…

İnsan hayatında utanılacak şeyler yapabilir ki ben bunları sadece tecrübe olarak niteleyenleri de sevmem. Tecrübe evet önemlidir ve hatasız da elde edilmez, ama yine de yapılacak ve yapılmayacak hatalar arasında ince bir çizgi vardır. Kimi hatalar ölümcül olabilir mesela, ve size çok da bir tecrübe kazandırmaz, saatte 200 km hızla giden bir araçla uçurumdan aşağı yuvarlandığınızda bu bir tecrübeden çok deneyimlenmemesi gereken bir  hal alır. O yüzden hatalar bile seçilerek yapılmadır belki de. Ama şartlar, seçimlerin sizi sürüklediği yerler ve kader dedikleri olgu  bazı acı tecrübeleri kaçınılmaz hale getirir. Yine de ben bunları görmek istemiyordum. Uçsuz bucaksız görünen o sisin ardına geçmek istiyordum… Ta ki gerçekten tüm duyularımı bir yerde toplayana kadar. Böyle bir odak noktasını asla yakalayamadım,sanırım bu yüzden kendini tüm güçleri,akılları ve kalpleri ile bir işe adayanlara hep imrenirim, onlar için haz geçici değildir, yaşanılıp biten anlık duygu iniş çıkışları değildir, onlar yaptıklarını tüm acıları ve zorlukları ile sevenlerdir. O noktada olmayacağımı bilerek, yinede sisin içine girdim, sonuçta bu benim riskimdi, benim arzum ve benim hatam. İşte orada bunun ölümcül bir hata olup olmadığını düşünmedim, o anda bunu düşünmeyi sadece reddettim, çünkü belli bir sınırı geçtikten sonra, aksiyonların sonuçları sizi ilgilendirmez, sadece yapılmış olması için yapılmıştır. Zihnimde canlandırdığım tüm gerçekliği bir kenara attım,  çünkü gerçeklik zaten benim tasarımımdı. Çoğumuz algıladığımız dünyayı gerçek dünya olarak düşünürüz ve o gerçekliğin içinde yarattığımız yasalara herkesin uymasını bekleriz, o an önceden böyle düşündüğüme güldüm… Kendi gerçekliğimden sıyrılabilmeyi başardığım zaman hem kendim, hem de herkes olabilirdim. Bu yeni anladığım gerçeküstü durumu içselleştirmek belki de imkansızdı ve kimilerinin empati dediği durumda değildi bahsettiğim, kendinizi başkasının yerine koyma durumu bana hep mantıksız gelmiştir… Aynı şartlar ve ortamı sağlamadığınız sürece kimseyi anlayamazsınız zaten ve insanın düşünceleri bir labirent kadar karmaşıktır, aynı benim şu anda kafamda dönenler gibi… Bu yüzden düşündüklerimi unutmaya çalıştım, ve sisin içinden geçerken ardında beni ne beklediğini sadece benim yaratabileceğimi biliyordum aynı bitmek bilmeyen bu sis perdesini önüme koyduğum gibi…

Yorumlar kapalı.