SUS

Yayınlandı: 05 Haziran 2015 / ARDA İŞ: Yazılarım

Gözlemle dedi yüksek sesle… Gözlemle. Benim beynim bu şekilde çalışmıyor üzgünüm dedim, hayır dedi iyice bak, odaklanmalısın, sadece seni ilgilendiren kısımlara odaklan, diğer her şeyi boşver. Yapamıyorum dedim, yapamam…

Dikkatimi toplamak için her ne kadar uğraşsam da, gözlerimin önünde duran bir nesneye tam anlamıyla odaklanamıyordum. Üstünde ufak bir çizik bulunan takılmış  bir plak gibi bende kendimin   ötesine gidemiyorum. Düşüncelerimi bu derece dağıtan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışırken, dikkat problemimi de çözmek zorundaydım. Eğer gerçekten detaylara çok önem veren bir işte çalışıyor olsaydım, mesela  tasarımcılar gibi yüksek detay ve ölçme biçme isteyen bir işte mesela, muhtemelen kafayı üşütürdüm. Düşüncelerimin kopukluğu sadece beni rahatsız etmiyor, dış dünyayı algılayış biçimimi de yönlendiriyor, bu yüzden dikkat konusunun hayatımın en önemli unsuru olduğunu biliyorum.Gözlerim de biraz bozuk, ve bunun bazen nesnelere yüklediğim anlamları değiştirdiğini düşünüyorum. Sonuçta ne görüyorsam, o benim gerçekliğim oluyor, nefes alış biçimim oluyor.

Şimdi dur diyor bana, dur ve düşün… Düşünmek kolay diyorum içimden, ama aslında hiç düşünmediğimi biliyorum. Biliyorum çünkü etrafımda olanlardan habersizim, analiz edemiyorum, ve bunlardan sonuçlar çıkartamıyorum. Muhakeme gücüm yok, boş boş bakmaya devam ediyorum etrafa. Bağırmaya başlıyorum, çünkü sinirliyim, çünkü yapamıyorum, tepiniyorum, çünkü hiç bir şey istediğim gibi değil, ama kimin öyleki diyorum bir yandan, bu ikilem beni daha fazla karmaşıklığa sürüklerken kayboluyorum. Yine onun sesini duyuyorum, kendini bırakma diyor, kendi bırakma, diren, tek çıkış yolun bu…

Söylediklerini dikkate almalı mıyım ? Dikkati olmayan biri için bu ironik bir soru. Susuyorum, artık kelimelere ihtiyacım yok, kelimelere ihtiyacım olsaydı sadece küfür ederdim… Çok ayıp biliyorum,ama küfür etmek rahatlıyor beni yine de… Bazen anlamsız sözler söylemenin, küfür etmenin bir sakıncası yok diyorum kendime, kendini bırakıyorsun diye bağırıyor bana, artık duymamazlıktan geliyorum…

Özgürlüğün dağınıklık olduğunu düşünen birisiyle tanışmıştım, düzen sadece kendini sınırlarla çevrelemek isteyenlerin oyun alanıdır demişti. Dikkati dağınık biri için bu savrulmak sadece, dağınıklık beni mahvediyor ama diyorum, alakası yok diyor, kendini öyle hissediyorsun sadece… Gri bir bulut görüyorum, hava ruh halimi değiştiriyor diyorum kendime, ama değişen bir şey yok aslında işte… Değişen tek şey zaman, ve zaman kavramını kaybederken, düşüncelerim arasında nereye gittiğimi bilmeden koşuşturuyorum.

Sus diyor bana, konuşmadım ki diyorum, hayır sus diyor artık yeter, ama konuşmuyorum diyorum. Anlamıyorsun diyor, sus diyorum sana, aklından geçenleri sustur diyorum, seni daha fazla dağıtmalarına izin verme…

Olduğum yerde doğruluyorum, gözlerimin içine bakıyor, iyi şanslar diyor, ne için diye soruyorum, sorma diyor ne için olduğunu sen bulmalısın…

 

Yorumlar kapalı.