MAVİ

Yayınlandı: 18 Nisan 2016 / ARDA İŞ: Yazılarım

Eğer seçme hakkın olsaydı hangisini seçerdin ?

Bilmiyorum dedim,

Hadi söyle dedi, hangisi ? Kırmızı mı mavi mi ?

Sanırım mavi olurdu dedim, aslına bakarsanız kırmızı daha çok hoşuma gitmişti.

Şimdiden hüzünlendim dedi, mağrur bir bakışla, keşke kırmızı deseydin, kırmızı bizim rengimizdi.

Sustum bir süre , sonra evet ama mavi daha hoş olur diye düşündüm, o yüzden dedim.

Tanrının baktığınız her yerde olduğunu söylerler, Ben buna pek inanmam, Tanrı siz neredeyseniz orada olmasını istediğiniz bir dayanaktır, Dünyadaki diğer herkesi boş verip sadece size yardım etmesini istediğiniz bir varlık. Gerçekten mümkün mü dedim kendi kendime sonra, bu gerçekten olabilir mi ? Hiç görmediğim ve bilmediğim bir varlık sadece ben istediğim için hayatımı istediğim yönde değiştirebilir mi ? Yoksa dua sadece kendimizi rahatlatmak için ruhumuzla verdiğimiz bir savaş mıdır ?  Kendinizi üstün görmek isterseniz bu her koşulda mümkündür, sonuçta bizler kendi kabilemizi üstün görmeye programlanmış canlılarız. Dünyanın her yerinde insanlar, kendi ırklarının, milletlerinin, insanlarının, akrabalarının mikro ve ya makro seviyede her zaman en iyi olduğunu düşünür. Dinler, diller, kültürler biri diğerinin bir parçası olduğunu gerçeğini kabul etmekten  ziyade birbirinden bağımsız, aynı bizler gibi aralarında hınca hınç bir rekabet olan varlıklar gibidir.

 

Dünyaya bakın, sadece biraz yakından bakın, hayır bakmıyorsunuz demiyorum sadece biraz daha yakından bakın diyorum, aramızdaki her türlü farklılığın kendi aklımızda yarattığımız farklılıkların bir ürünü olduğunu göreceksiniz. Bunu yapmanın kolay olduğunu savunmuyorum. Aklını kaybetmiş  gibi bütün gün oradan oraya koşuşturan, günlük karmaşanın içeresinde kendini ve aklını kaybeden bizlerin, deli hastanesinde kendi kendine konuşanlardan farklı olduğumuzu kim iddia edebilir ki… Ancak dünyanın politik ve yasal işleyişi, bazılarımızı deli bazılarımızı akıllı, bazılarımızı zengin bazılarımızı fakir, bazılarımızı masum ve bazılarımızı suçlu olarak addetmektedir. Gerçek suçlular dışarıdayken, kaderin asıl kurbanlarının içeride olması biz düzenin dişlilerine saplanmış olanları rahatsız eder belki ama, o çarkların arasında dönmekten alıkoymaz…

Mavi dedim tekrar, mavi gökyüzünün rengi,denizin rengi, ufkun kesiştiği noktaya kadar sonsuzluğun rengi dedim…

Sustu, bir bana baktı bir de yukarı, hiç bir şey görmediğini bile bile  mavi dedi, mavi olsun o zaman…

Tüm maviler onundu, tüm kırmızılarda… Belki önemli olan hangi rengin yakıştığı değildi üzerine, nasıl hissettiğindir sadece…

Yorumlar kapalı.