Yazmak üzerine

Yayınlandı: 05 Kasım 2016 / ARDA İŞ: Yazılarım

Bundan 5-6 yıl önce ilk yazmaya başladığımda, o kadar farklı hayallerim vardı ki, kendimi dev aynasında gören toy bir gençtim, şimdi ise hiç birşeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyorum, sancılı ve yavaş bir şekilde… Yazmak kadar rahatlatan bir aktivite var mıdır acaba ? İnsanın kafasının içindekileri belli bir düzene sokması, onları kategorize ederek kendini güncellemesidir yazma işi. Ama bunun göründüğü kadar basit olmadığı da açıktır. Yazan kişi dile her ne kadar hakim olsa bile, mutlaka yazım hataları yapacaktır. Dili en iyi şekilde kullanmak yazarın en önemli özelliğidir, ve bu ancak çok okuyarak edinilebilecek bir yetenektir. Tüm bunlardan öte, yazan kişi yazdıklarına hakim olmalı, düşüncelerini belli bir temelin üstüne oturtmalı ve inşasını aynı bir duvar ustasının, taşların arasındaki boşluğu dikkatlice doldurduğu gibi bir mantık üzerine oturtabilmelidir. Bu yüzdendir ki yazmak için sağlıklı ve düzgün bir kafa, tüm olumsuzluklardan arınmış bir ruh ve kendini tamamen yazdığı konuya vermiş bir vücud gerekir. Yazmadığım zamanlar yazmamam gerektiğini bilirim çünkü buna hazır değilimdir. Kendini geliştirmekle ilgili okuduğum tüm metinler içerisinde bir tanesi bile bana kendimi tamamı ile yaptığım işe nasıl vereceğimi söyleyemez. Bunun sebebi, böyle bir kendini adamışlığın belirli bir yolu olmadığıdır, aynı kimsenin fiziksel özellikleri, alışkanlıkları ve işleri yapma biçimleri aynı olmadığı gibi. Kimimiz kalabalıklar içerisinde daha üretken ve yaratıcı olurken, bir kısmımız sadece yalnız kalmak ister.

Yorumlar kapalı.