Afrika Notları: Moritanya

Yayınlandı: 05 Aralık 2016 / ARDA İŞ: Yazılarım

mr-map-1

İşim gereği Afrika Kıtası’nın Sahra altı bölgesine düzenli olarak seyahatler düzenliyorum, iş toplantıları, piyasa araştırması derken haliyle gittiğim yerleri detaylı gezmek için çok fazla vakit kalmıyor, ancak kendi kendime bir seyahatname oluşturmak için kolları sıvadım, teknolojinin en büyük nimetlerinden biri de bu olsa gerek gezmek için gittiğiniz yerleri anında görüntüleyip, kaydedebilmeniz. Ancak  o bölge hakkında ne gibi izlenimler edindiğiniz  ve yorumlarda önemli bunları aktarırken. Bu hafta da senenin sonlarına doğru  yaptığım seyahatle başlamak istedim: Moritanya.  Moritanya, Kıtanın en batısında Senegal, Batı Sahra, Cezayir ve Mali ile sınırları olan, Kuzey Atlantik okyanusu kıyısında , 3.5 milyonluk bir nüfusa sahip Müslüman bir ülke. Kuzey Afrika’nın Berberi kabilelerinin göçüyle kurulmuş bir toprak. Bağımsızlığı 1960 senesinde almış. Eski Fransız sömürgesi, Resmi dilleri Arapça ve Fransızca fakat bunlarla beraber bir çok yerel dilde konuşulmakta. Bu ülkeye girerken dikkatinizi hemen  yeni yapılan havaalanı çekiyor. Nuakşot yani başkentin 20-30 km dışında, yatırım yapılmaya başlandığı belli olan yere,gümrük kapısında 100 € ücret  karşılığında vize alarak giriş yapabiliyorsunuz. Bu 3 aylık bir süreyi kapsıyor. Herhangi bir zorluk ve ya kötü muamele ile karşılaşmıyorsunuz. Öyle ki havaalanın dışında Türkiye’den geldiğimi öğrenen polis memurları eğer otelin servisi gelmeseydi beni otele kadar götürmeyi bile teklif ettiler. Hemen havaalanı çıkışında büyük bir cami gözüme çarptı, burada ibadet hayatın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Ezanlar bizden farklı olarak makam olmadan okunmakla birlikte, yurtdışında olduğunuzu hissetmeyecek kadar buraya ait hissettiriyor kendinizi. Kaldığım otel başkentin en iyi otellerinden biriydi. Buna rağmen servis ve otelin sunduğu imkanlar kısıtlı demek yerinde olur. İnternet belirli yerlerde var, ve halka açık yerlerde bulmak çok zor. Genelde düz bir arazi üzerinde uzanan boş alanlar var,çöle geldiğinizi anlamanızı yetecek kadar düz.  Şehrin merkezi ise tam bir keşmekeş, trafik işaretleri ve ışıklar yok denecek kadar az. Arabaların çoğu çok eski, ve kullanışsız. Yine de fakir bir ülke için çok yoğun bir trafiğin olduğunu söyleyebilirim. Akşam 8-9’dan sonra açık yerler ya benziciler ya da bir kaç kahvehane tarzı yerden ibaret. Ticaret de şehrin belli bölgelerinde yoğunlaşmış ancak daha çok bizde ki salı pazarları gibi ve işporta satılan envai çeşit maldan oluşuyor. Üretim yerleri ve şirketlerin ofisleri de çok eski ve bakımsız binalar. Kat etmeleri gereken uzun bir yol olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kullanılan para birimi Ougiya ve yaklaşık 1 dolar 356 Ougiya civarında. Havanın sıcaklığı insanları bol uzun elbiseler giymeye itiyor. Kadınların toplumdaki yeri ise şaşılacak derecede aktif. Herkesin işinde gücünde olduğu, kimsenin kimseye karışmadığı ve rahatlıkla gezebileceğiniz bir ortam var. Dışarıda evsizler de var, belgesellerde gördüğünüz yalın ayak fakir çocuklarda… Ancak bu insanlar barış içerisinde yaşamayı öğrenmiş. Bu açıdan bakıldığı zaman, bizim gibi yüksek potansiyelli bir ülkenin öğrenecek çok şeyi olduğunu düşünüyorum. Yönetimsel anlamda ise çok gelişmiş bir demokrasiye sahip değiller, resmi olarak  İslam Cumhuriyeti modelini kullanıyorlar. Bu bağlamda bazı kısıtlar olduğunu söylemek doğru olur.  Benim genel izlenimim ise yabancılara karşı oldukça misafirperver, ölçülü ve saygılı bu milletin gelişmeye oldukça açık olduğu. Moritanya’da ziyaret ettiğim Türk Büyükelçiliği’nin başkentte oldukça büyük ve modern bir binası var, yine buraya yakın Türk restoranları ve çoğunlukla Türk giyim mağazaları  mevcut. Özellikle bir Türk’ün sahip olduğu İstanbul otel , çoğunlukla Türk işadamları açısından uğrak mekan. İnşaat sektörü Dubaili ve Arap firmaları tarafından tekele alınmış. İnşaatı başlayan büyük oteller ve plazalar henüz yapım aşamasında olmasına rağmen değişimi şimdiden gözle görülür seviyede. Yollar ise oldukça bakımsız ve kötü, en iyi caddelerde bile yarı toprak yarı asfalt gidiyorsunuz. En önemli geçim kaynakları ve özellikle ihraç kalemi balıkçılık, ”Plage des Pecheurs” yani balıkçılar plajı en önemli limanları. Burada her türlü balık, tekne ve deniz motoru ticareti yapılıyor. Ama aklınıza çok gelişmiş bir pazar gelmesin, yine daha ilkel şartlarda yapılan ve her şeyin birbirine geçmiş olduğu bir alan. Bir tarafta balık tezgahları dururken diğer tarafta motor parçaları ve tekne tamiri yapılıyor.

Her şeye rağmen yatırım yapmak ve kültür gezisi için ideal bir yer olduğunu söyleyebilirim. Tüm bunların yanı sıra değişik ve egzotik bir yer görmek isteyenler için vizesiz ve sorun yaşamadan gidebilecekleri bir destinasyon. Yazımı burada ki gezimden birkaç fotoğrafla sizleri baş başa bırakarak noktalıyorum, iyi haftalar…

img_3331 img_3265 img_3129 img_3117 img_3065 img_3018 img_3059 img_2999İ

Yorumlar kapalı.